Darko Tasevski

Darko Tasevski

Tarih: 2010-07-14 | 179 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

2005 yılından beri Makedonya Milli Takımıyla 32 maça çıkmasına rağmen, 26 yaşındaki Üsküp doğumlu Darko Tasevski’nin kendi ülkesi ve futbol hayatını sürdürdüğü Bulgaristan dışında pek tanınırlığı yok. Ona rağmen her iki ülkede de kendisine Makedonya’nın Hagi’si denmesine yol açacak kadar verimli ve de istikrarlı bir futbol yaşantısı sürdürmeye devam ediyor.

2007 yılından beri oynadığı, Bursaspor kalecisi Ivankov’un da eski takımı olan Levski Sofia’da 70 küsür maça çıkmış ve de 13 gol atmış. 4-2-3-1 taktiği ile oynayan Levski Sofia’da orta üçlünün tam göbeğinde, 4-3-3 taktiği ile oynayan Makedonya’da ise ya göbekte ya da ortanın iki tarafında da oynuyor. Geçen sezon sakatlık yüzünden yarım sezon oynayabilmesine rağmen 5 golü ve de 5 asisti var.

Topla buluşmadan pas mı, çalım mı atacağını, kime ve nereye topu yollayacağını çok iyi biliyor. Top ayağına gelir gelmez de hiç beklemeden aklında ne varsa uyguluyor. Tekniği yüksek olmasına rağmen tek top paslaşmayı top sürmeye tercih ediyor ve de bencil olmayan bir takım oyuncusu. Hafif uzunca bir cümle olacak ama yine de kısaca özetlemek gerekirse; box to box oynuyor. iyi tekniğinin yanında oldukça hızlı bir oyuncu.Gerekirse sırf ofansif ya da sırf defansif oynayabiliyor. Maç süresince bir o sahaya, bir bu sahaya sürekli koşuyor. Eli belinde morali bozuk bir halde kaptırdığı topları seyredeceğine, topu geri alana kadar takip ediyor. Bütün bunların yanı sıra iki kanatta da oynayabilmesinin yanı sıra yedek golcü olarak da oynayabiliyor. Kendisini seyredenlerin ve futbolunu izleyenlerin gözünde adı Hagi’yle özdeşleşecek kadar isabetli paslar atabiliyor, oyun kurabiliyor.Bunun dışında Şutları,Frikikleri ve Kornerleri oldukça etkili.

” Kimmiş bu adam” , ” Galatasaray daha iyilerine layık ! ” diyen bir sürü taraftar da çıkar tabi ki. Rijkaard’ın uygulamaya çalıştığı sistem takım sistemi, oyuncuya dayalı bir sistem değil. Parayı bastırıp adam almak zor bir olay değil, istendi mi kaynak da yaratılır bir yerlerden ama sonuçta takımın işine yaramayacak oyuncuyu getirince takıma faydası pek olmuyor. Ya verilen rakamlar yüzünden takım içinde dengeler bozuluyor, ya da “Ben yıldızım, ben ne istersem onu yaparım” mantalitesiyle oyuncudan verim alınamıyor. Türkiye’de transfer nasıl yapılıyor, son birkaç yıldır çok iyi görüyoruz; “Rakip şu adamı istiyor, biz alırsak planları alt üst olur”, “Rakip istediği adamı ne diye ucuza alacak, fiyat arttıralım” mantığıyla izlenen transfer politikalarından sonra sonuçlar ortada. Geçen sene gördüğümüz gibi şampiyon olan takım 100 milyon dolarlık yıldız barındıran bir takım değil, takım oyunu oynayan bir takım. Sistemi, planı olmayan bir takıma parayı bastırıp Messi’yi getirsen, sonuç değişmez. Şampiyon olurlarsa da açık ara değil, birkaç puan farkla, zar zor, ellerindeki birkaç yıldızın bireysel çabalarıyla olabilirler.

Transfer olan oyuncu yıldız değilse, sanki kulüp görevini yapamıyor gibi algılanıyor. Yöneticiler beceriksiz sayılıyor bu ülkede. Yok efendim Messi’ymiş, Ronaldinho’ymuş, şuymuş buymuş. Büyük kulüp bu adamları satın alan değil, bu adamları altyapıdan yetiştiren, bu adamları meşhur değilken alan kulüptür. Bakın Portekiz takımlarına, adamlar fabrika gibi. Her sene 300-500 bine aldıkları oyuncuları milyonlara başka takımlara okutuyorlar ve de bu kadar oyuncu gelip giderken adamlar milyonlarca euro kar ediyor. Elano kötü oyuncu mu? Değil. Ama bizim sistemimizde oynayamıyor, olmuyor. İsteyeni varken, el üstündeyken ne diye satıp kar etmeyelim. Onun yerine takıma faydalı olacak, ona verdiğimiz paranın 5 de, 6 da birine oynayacak bir oyuncu almayalım?

Farz edelim Tasevski’yi aldık ve de işimize yaramadı. Kaybımız ne olacak? 1 milyon euro civarı bir bonservis ücreti (Carrusca kiradayken bile biz kendimiz o miktarın üzerinde para veriyorduk) ve de 1 sene ya da yarım sezon alacağı 600-700 bin euro masraf. Kimlere ne paralar verdik, karşılığında takıma olan faydalarını da gördük. Hiç olmazsa 1 milyona gelen, yıllık 600-700 bine oynayıp (az para değil tabi ama 2-3 milyon alanların yanında hiçbir şey değil) göze girmek, kendisini kanıtlayabilmek, kendisini aşabilmek için kapasitesinin %100’üyle oynayıp tam performans gösterebilecek oyuncu varsın tutmasın, hiç olmazsa “denedik ama tutmadı” deriz.

Küme düşen bir takımın oyuncusuna bile 1,3 milyon artı neredeyse yarım düzine genç yetenek verebiliyoruz! Sadece şu son 5 senede milyonlar savurduğumuz o kadar oyuncu varken, 1 tane ismi duyulmamış oyuncuya bu parayı vermemizin lafı bile olmamalı.

Ama ya tutarsa?

Videolar
http://www.youtube.com/watch?v=yV95UqCnd_k

http://www.youtube.com/watch?v=s3-zdDcr62M

http://www.youtube.com/watch?v=BQPOzyRyNls

Geçen sene İspanya’nın 3-2 kazandığı maçta kullandığı frikik:
http://www.youtube.com/watch?v=QX_EADk3PhU

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.