Derbi Fatihi

Derbi Fatihi

Tarih: 2012-01-12 | 113 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Bize göre her ne kadar dünyanın en önemli 3ncü derby mücadelesi olsa da,aslında uluslararası basının pek de ilgi göstermediği derby maçlarından birini yaşadık.Galatasaray taraftarı sıradan bir sezonun herhangi bir haftasında Fenerbahçe’yi daha farklı yenmenin verdiği hazdan daha fazlasını geride bıraktığımız Aralık ayının 7nci gecesi yaşadı.Herkese göre bunun sebebi değişir belki ama bana göre şampiyonluğa giden bir yola girmişken, ”Her şeye rağmen ölümüz yeter” diyerek sokak çığırtkanlığı yapanlara bir meydan okumaydı bu zafer.Bu taraftar ciddi anlamda en büyük zaferini 2006 Mayıs’ın da yaşamıştı ve o günden beridir böyle bir ödülü hak ediyordu.Bu yüzden arada kalanlar başarı ama o gece bir zafer gecesiydi.

Her Fenerbahçe maçı öncesinde olduğu gibi tribünlerde gene muhteşem bir kareografi vardı.Galatasaray taraftarı bu organizasyonları o kadar iyi yapmaya başladı ki,artık tek tribün değil bütün stad bu kareografilere dahil ediliyor.Bazen zaferlerle dolu tarihi anlatan,bazen rakibi hicveden ve bu maçta olduğu gibi güncele,aktüaliteye vurgu yapan gösteriler her maç kendini bir adım ileriye taşıyor.Sadece kartonları bir araya getirerek stadı 2 ayrı renkle bölmek,bu maçta Galatasaray taraftarının kartonlarla koca tribüne yazı yazması ile kareografi olmaktan çıkmıştır.

Aslında olaya hakimiyetim çerçevesinde maçın teknik analizini de yapmak istiyorum.Ama bir tarafım da, herkes maçtayken stadın karşısına ”Bu da’mı şike” gibi komik bir pankart asmaya hazırlayanıp da devre arasında toplayıp gidenlerle eğlenmek istiyor.Önceki sene Arena’da Galatasaray 1-0 öndeyken Baros’un verilmeyen bariz golünden sonra takımımızın yenilmesi ve o gün yüzleri kızarmadan dalga geçenlerle eğlenmek istiyor.

Hatta 3 Mayıs 1989 ‘da ”3 avans verdik 4 te bitti” diyen Fenerbahçeli Nezihi’yi düşünüyorum.Acaba Melo o golü attıktan sonra da aynı espri için hafızasını tazeliyor muydu?

Fenerbahçe’nin son yıllardaki başarısı ne olursa olsun, eğer geride kalan derby maçları yabancı hakemler yönetmiş olsaydı ne İnönü’de ne de Ali Sami Yen’de bu kadar üstünlük kuramazlardı.

Fenerbahçe’yi geride kalan karşılaşmalarda her zaman 1 adım öne geçiren faktörlerden birisi de fizik güçleriydi.Tandem ikilileri sürekli olarak kelli felli, orta sahaları da nispeten daha az olsa da genel olarak güçlü kuvvetli futbolculardan oluşuyordu.Ama bu sezon Arena’ya gelirlerken durum farklıydı.Özellikle Galatasaray’ın yeni transferlerinin takıma katkısı muazzam bir noktadayken gelmenin şanssızlığını yaşadılar.Ujfalusi ve Semih’in hem havadan hem yerden geçit vermeyen savunması,orta sahada tek başına hem teknik hem de fizik olarak fark yaratan ve bunu da herkese belli eden Melo,rakip yarı sahada stoperleri ve liberoyu sahanın her yerine koşturan Baros ve bitmek bilmeyen enerjisi ile tabi ki Elmader…Hatta o maça kadar oynar mı oynamaz mı,oynarsa ne yapar denilen Eboue’nin enerjisi o gece beni en çok şaşırtan gelişme olmuştu.

Önceki hafta sıkıntılı geçmesi beklenen ve nitekim öyle de süren Başkent deplasmanında Emre ve Ayhan hamlesiyle Terim 3 puanı İstanbul’a getirmişti.O maçın kahramanı Emre ise belki de bu derby maçında şans bulamayacakken bir anda sahadaki yerini alıyor ve geceye damgasını vuruyordu.Sol ve sağ açıkta,orta sahanın ortasında ve ofansif anlamda forvet arkasında kariyerinin en prestijli gecesini yaşadı.Servet ve Gökhan’ın sakatlığında formayı alıp bir daha vermeyen Semih’e nazire yaparcasına bir anda Engin’i kenarda bıraktı.

Özellikle Hakan Balta’nın önünde oynadığı dakikalarda,top yapamayan Fenerbahçe’nin tek atak umudu olan Gökhan Gönül’ü yarı sahasından çıkarmayarak hünerini gösterdi.Onun sağ çizgiye ve sonrasında orta sahaya geçtiği dakikalarda ise Fenerbahçe’nin Gökhan’la gelişen 2-3 atağını izledik ki,bunlardan biri de golle sonuçlandı.

Bize her ne kadar bir playmaker lazım olsa da, aslında teknik kapasitesi yüksek ve fiziki olarak güçlü olan stoperler ve orta saha ile neler yapabileceğimizi göstermiş olduk.Selçuk ve Melo’nun sürekli paslaşması ve onlara orta saha yuvarlağına kadar gelen Semih ve Ujfa’nın da destek vermesiyle 2nci bölgede resmen sürklase oldular.Fenerbahçe’nin uzun bir süre üst üste 5 pas bile yapamamasının sebebi topu ayaklarına aldıklarında Elmander,Baros,Emre üçlüsünden hemen pres yemeleri ve ikili mücadelelerde Galatasaray orta sahasının ayakta kalmasıydı.

Bu pres altında rakibin geriden top yapabilen 2 ayağı Emre ve Gökhan ileri çıkamayınca Alex’de beklenen verimde oynayamadı.Zaten Bienvenu’den kenar forvet yapıp Semih’i kulübeye mahkum eden Aykut Kocaman için gene ucuz atlatılmış bir maç oldu.Ne 6-0 lık maçta, ne de 5-1 lik maçta galip gelen takımlar ne bu kadar pozisyon zenginliği ne de bu kadar oyun üstünlüğü kuramamışlardı.Bu hatalar da Terim’in cesaretiyle birleşince ortaya futbol adına resital veren bir Galatasaray ve sahada ne yaptığı belli olmayan,yıldızları tanınmaz hale gelmiş,pas bile yapamayan bir Fenerbahçe çıktı.

Maçtan bir gece önce Fenerbahçe antrenörlerinden İsmail Kartal canlı yayında oyunu dengede tutmak istediklerini dolaylı olarak söylemişti.Önceki sezonda oynanan maçın aynı senaryosundan yola çıkarak ikinci yarıda maçı çevirmeyi düşlüyorlardı.Fakat Galatasaray’ın ilk yarıda gelen golleri ve buna rağmen ikinci yarıya da büyük bir istekle başlaması normalde 65nci dakikadan sonra yapılması gereken oyuncu değişikliklerini de ikinci devrenin başına çekmiş oldu.Bu yüzden Semih ve Stock hamlesi Kocaman’a göre beklenenden daha önce gerçekleşmek zorunda kaldı.Ama iş işten geçmişti ve evdeki hesap bu sefer çarşıya uymadı.Zaten uymaması normal.Aykut Kocaman’ın da dediği gibi…

…”Artık güç dengeleri değişti.”

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.