Elveda Derwall…
Tarih: 2010-11-11 | 22 Kez Okunmuş.
23 yaşındayım ve maalesef Derwall’in Türkiye’ye getirmiş olduğu sistemsel dönemi bilmiyorum ama anlatılanlardan feyz alarak artık bu konu üzerine yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.
Avrupa Şampiyonu hoca Jupp Derwall, Türkiye’ye gelmeden önce 3-5-2’lerin uygulandığı, şerefli mağlubiyetlerin olduğu bir dönem yaşandı Türk futbolunda. Derwall ile birlikte çim sahalarda antrenmanlar yapılmaya başlandı, Avrupa’nın en güncel taktiği 4-4-2 Türk futboluna enjekte edildi. Ve 1980’lerden sonra Türk takımları Avrupa’da zaman zaman çok önemli başarılar elde ettiler. Derwall dönemi ile alakalı bizlere söylenenler bunlar, kendim bilmediğim için de fazla bir yorum yapamayacağım.
Gelelim asıl meseleye, Türkiye’de özellikle büyük takımlar çift santraforla oynar diyen, Derwall dönemini gören, izleyen insanların etkisinde kalmış olduğu bir Türk futbolu var önümüzde. Oysa biz 2010 yılında hala Derwall’in 1980‘lerde getirmiş olduğu sistemleri doğru sistem zannediyor. 8-0 / 6-2 / 5-0 / 4-0 gibi skorları çok normal karşılıyoruz .
Peki ne yapmalıyız? Geçmiş yıllarda 3-0’dan 5-3 biten Eusebio’lu milli takım maçları artık geride kalmakla beraber dünya futbolu fiziksel mücadelenin daha ön plana çıktığı bir döneme girmiş durumda. Avrupa futbolunun artık 4-5-1 tarzına yakın olarak orta saha mücadelesinde geçen bir futbola geçmiş durumda. Tabi bunu her takım bütçesine uygun olan oyuncu kalitesine göre 4-3-3 / 4-2-3-1 gibi değişik varyasyonlar uygulayabiliyor. 4-4-2’nin ana vatanı İngiltere’nin bile yıllardır milli takım düzeyinde ne kadar başarısız olduğu bunun en güzel örneğidir.
Bence 2000 sonrası futbolun 2 özelliği var.
1- Savunma önde kurulmalıdır. Oyuna dahil olmalıdır.
2- Orta saha oyuncuları çift yönlü olmalıdır. Ofansif kanat oyuncuları kullanılmalıdır.
Türk futbolunda trajikomik bir şekilde orta saha oyuncuları ön libero ve 10 numara olarak ikiye ayrılmış durumda. Bir oyuncu sadece savunma yapacakken diğeri ise sadece hücuma destek vermelidir bizim futbolumuzda, o nedenle Türk takımları ile antrenmanlara çıkan Gökhan İnler gibi bir futbolcu beğenilmezken İsviçre ile Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonalarında mücadele ediyor. İnter, Liverpool gibi takımların gündemine çok rahat gelebiliyor. Bunu sebebi Gökhan’ın ne tam olarak bir defansif oyuncu yada tam olarak bir ofansif oyuncu olamayışıdır. Aynı dert Nuri Şahin’inde başında değil mi? Nuri Şahin ne bir Sergen Yalçın’dır nede bir Mehmet Topal’dır. Ama bu futbolcu derinlemesine pas atamadığı için Sergen Yalçın tarafından yerin dibine sokulabilecek kadarda maalesef şanssızdır. Oysa Nuri, Dortmund gibi mütevazı bir takımı şampiyonluğa taşırken, Sergen Yalçın hala 2003 lig şampiyonluğu ile övünüp durur.
Güncel futbola en yakın takımlardan birisi Chelsea’nin Drogba gibi komple bir santraforu var ve Anelka, Malouda ve Kalou gibi onu arkadan destekleyen mükemmel oyunculara sahipler. Chelsea tek santrafor oynuyor aslında ama arkasında oynayan oyuncular muhtemelen Drogba’dan çok daha fazla gol atmış durumdalar. İşte Türk futbolcunun buna ihtiyacı var. Drogba gibi santrafordan çok Anelka gibi, Malouda gibi, Kalou gibi ofansif özellikleri olan orta saha oyuncularına.
Galatasaray’dan kovulan son 2 yabancı Teknik Direktör oynattıkları futbol nedeniyle çok eleştirilmişti ama kağıt üzerinde şöyle bir durum var gibi görünüyor.
Skibbe’nin Kötü Galatasaray’ı Benfica ve Hertha Berlin gibi takımları deplasmanda çok iyi futbolla mağlup etmişti, keza Rijkaard’ın santraforsuz takımı Galatasaray ise grupta direkt rakibi Panathinaikos’u 2 maçtada mağlup ederek grubu lider olarak tamamlamış. Kupanın şampiyonu Atletico Madrid’i ise SANTRAFORSUZ oynadığı 2 maçta hakem kararı nedeniyle eleyememiştir.
Şunu belirtmeliyim artık bizim, Servet pas yapamaz, bizim takım bunu oynayamaz gibi değerlendirmeler yaparak oyuncumuzu savunmak yerine. Oyuncuları bunları yapmaları için teşvik etmeliyiz. Kendi aramızda halı sahada maç yaparken bile en iri ve tabiri caizse kazma oyuncusu savunmada oynatarak biz bile buna kendi içimizde dahil oluyoruz. Bu futbolcu bunu yapamaz diye bir şey yoktur. Yapamazsa sorumlusu kendisidir, yerine o özellikleri yapan futbolcu bulunmalıdır.
İsmi Rijkaard olsun, Schuster olsun, Skibbe olsun benim için fark etmez ama bu sistemin artık Türk futboluna girmesi için çaba gösterilsin. Derwall geldiğinde omzunda Avrupa şampiyonu apoleti vardı ama biz son Avrupa şampiyonu ve son Dünya şampiyonu Teknik direktörleri çoktan ülkemizden kovduk bile. İşin özü Derwall sistemi ile vedalaşmanın zamanı geldi artık.
Tolgahan Necati Özer / ScoutGS
Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
