Erkek Basketbol Takımında ki Değişim

Erkek Basketbol Takımında ki Değişim

Tarih: 2012-02-08 | 162 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Hafızaları biraz geriye alalım. 2009-10 basketbol sezonuna dönelim. Sezon başında hazırlık maçında cezalı oyuncusunu sahte lisans ve forma ile oynatan Galatasaray erkek basketbol takımı (ki dönemin adıyla Galatasaray Café Crown) ligin 5.haftasında Fenerbahçe Ülker karşısında 74-72’lik skorla aldığı galibiyet sonrasında açılan soruşturma kapsamında oynadığı 5 maçta hükmen mağlubiyet ve -5 puan cezası ile lige devam etmenin yanı sıra Türkiye Kupası’ndan da ihraç cezasına çarptırıldı. Bu basketbol kapsamında teknik olarak ligden düşmek, matematiksel olarak şansının çok düşük bir oranda devam etmesi ve hemen hemen her maçını kazanmak anlamına geliyordu. Bu skandal olaya imzasını atan tüm personelleri ile yollarını ayıran ve bunu TBF cezalarını beklemeden gerçekleştiren Galatasaray SK bir nevi bugünlere örnek olurcasına hareket ediyordu. Taraftarın tepkisi hiç kuşkusuz “Gerekirse küme düşürün, onurumuzla bu lige yükselelim.” olmuştu. Galatasaray’ın almış olduğu puan silme ve -5 puanla devam etme cezası daha sonra revize edilmiş ve -5 puan yerine 0 puanla devam etme olarak değiştirilmişti. Bu karar sonrasında göreve getirilen Cem Akdağ ateşten bir gömleği sırtına geçirmiş ve ona inanan, güvenen, birlik olan taraftarı ile bu takımı ayakta tutmaya çalışmıştı.
 

Tarihi biraz ileriye alıyoruz. 2010 yılında, günlerden 24 Nisan Cumartesi. Abdi İpekçi Spor Salonu’nda onur ve karakter mücadelesi veren bir takım var. Sezon başında birilerinin yapmış olduğu hatayı (artık ihmalkarlık mı dersiniz, işbilmezlik mi veya daha farklı mı yorumlarsınız) telafi etmeye çalışan ve ayakta kalmaya çalışan 12 Aslan Yürek! Lig içerisinde bir çok sıkıntılar yaşayan ve doğru bir şekilde ağır cezalarla karşılaşan Galatasaray, ligin son haftasında kümede kalma mücadelesine çıkıyordu. Bornova Belediyesi karşısında alınacak bir galibiyet ülke topraklarına bu sporu getiren Galatasaray’ı kümede tutacaktı. Aslında bu konunun buralara gelmemesi gerekiyordu fakat, bir önceki hafta Bornova Belediyesi karşısında 10 sayı farkla mağlup olan Fenerbahçe Ülker (ne hikmetse aynı takım Bornova’ya play-off’ta 30 ve 35 sayı fark attı.) takımı hem ezeli rakibi Galatasaray Café Crown’u olası bir play-off dışına taşıyor, hemde ateşin içine itiyordu. 24 Nisan Cumartesi günü hiç kuşkusuz Abdi İpekçi Arena’da olanlar bir tarihe tanıklık etti. Bornova Belediyesi karşısında 100-74’lük skorla galip gelen Galatasaray erkek basketbol takımı maç sonunda taraftarıyla birlikte 2010/11 sezonunda “bende varım!” diyebilmenin mutluluğunu yaşıyordu. Fakat ne taraftar, ne kulüp ne de tarih yüzyıllık çınarın tarihine bu lekeyi düşürenleri asla affetmeyecekti.
 

2010 Nisan ayında kümede kalma savaşı veren Galatasaray erkek basketbol takımı, 2012 yılının Ocak ve Şubat ayında oynayacağı karşılaşmalarla Avrupa’nın en büyük basketbol organizasyonu olan THY Euroleague’de 8’li finallere katılma savaşı verecek. Birisi size bunu söylese, daha doğrusu 2010 yılında bu cümleyi kursa “deli” dersiniz herhalde, öyle değil mi? Bunun adı delilik değil, bugünlerde görevinden ayrılan (veya alınan) Hakan Üstünberk ve Oktay Mahmuti’nin inançlarının, başlattıkları doğru yapılanmanın, hedeflerinin, vizyonlarının ve hamlelerinin başarı öyküsü…
 

Geçen sezon ligde 21 yıl aradan sonra play-off finali oynayan Galatasaray erkek basketbol takımı, ezeli rakibi Fenerbahçe Ülker karşısında final serisinde 4-2 mağlup olmuş ve ligi 2.olarak tamamlamıştı. Bu aynı zamanda Galatasaray erkek basketbol takımını THY Euroleague’e katılmak için öneleme oynama hakkı kazandığının göstergesiydi. Türkiye’ye bu oyunu getiren, 1940 ve 50’li yıllarda kazandığı şampiyonluklar sonrasında İspanyolların okyanuslarda savaş kaybetmeyen donanması “Armada” ya benzetilen Galatasaray erkek basketbol takımı, kulüp tarihinde ilk kez bu arenada mücadele etmek için üst üste 3 maç kazanmak zorundaydı. 2010/11 sezonu öncesinde göreve getirilen Oktay Mahmuti, kuşkusuz bu ülkenin gördüğü en başarılı ve felsefe sahibi antrenörlerden birisi. Bunun yanı sıra sadece erkek takıma değil, tüm basketbol şubesine gerektiği değeri veren ve gece-gündüz demeden çalışan Hakan Üstünberk bugünlere gelmemizi sağlayan en önemli unsurlardan birisi oldu. Bir sezon önce küme düşme savaşı veren kulüp, bir sene içinde final oynayacak düzeye geliyorsa burada hiç kuşkusuz emek verenlere sonsuz saygı duymak ve alkışlamak gerekiyor. Final oynayarak tarihi bir başarıya imza atılan 2010/11 sezonunun ardından tarih yazmaya devam edilecekti. 2011/12 sezonu öncesinde çalışmalarına başlayan Galatasaray erkek basketbol takımının başantrenörü Oktay Mahmuti aslında vizyonunu gösteren bir açıklama yaptı. Her ne kadar bu açıklama ülkemizin basketbol ulemaları (!) tarafından anlaşılmasa ve yerden yere vurulsa da Oktay Hoca’nın söylediklerinin anlamı büyüktü. Göreve ilk geldiği gün “Kazanırız, kaybederiz o konuda bir şey diyemem ama kimsenin şikayet etmeyeceği, mücadeleden zevk alacağı ve son topa kadar mücadele edecek bir takım yaratacağız.” Diyerek bugünlere dair mesaj veren Oktay Mahmuti, yeni sezon öncesinde de oldukça realist ve doğru cümlelerle “Bu sene başarılı olacağımızı söyleyemem. Çünkü Avrupa’da kupa kazanamayacağız.” Sözleriyle vizyonunu, hedefini, hayalini dile getiriyordu. Keza Avrupa’da kupa kazanmak öyle bir yıllık tecrübeyle olmuyordu. Sezon başında kadroda ufak çaplı bir yatırım yapan, hedeflerinden asla şaşmayan ve işleyen düzeni bozmayan Oktay Mahmuti’nin takımında kadroya önemli takviyeler yapıldı. Jaka Lakovic, Ender Arslan, Jamon Gordon, Cevher Özer, Furkan Aldemir, Darius Songaila ile sözleşme imzalayan takımımız ayrıca Luksa Andric ile sözleşme uzattı. Preston Shumpert’ın yerli statüsüne geçmesi, Josh Shipp ve Tutku Açık’ın takımda kalmasının yanı sıra genç oyuncu Göksenin Köksal’ın takımda kalması ve üzerine düşülmesi, değer verilmesi bu senenin hamleleri arasında gösterilebilir.
 

Yeni sezon öncesinde hazırlıklar kapsamında oynadığı 10 maçtan 9’unu kazanan ve genç oyuncu ağırlıklı kadrosuyla çıktığı Buducnost maçından mağlubiyetle ayrılan Galatasaray erkek basketbol takımı, takvim yaprakları Eylül ayının son günlerini gösterirken tarihi bir başarıya imza atmak için Litvanya’ya gitti. Kulüp tarihinde ilk kez THY Euroleague kapısına dayanan Galatasaray erkek basketbol takımının gruplarda mücadele etme vizesini kapması için sırasıyla PAOK, Asvel Basket ve Lietuvos Rytas takımlarını mağlup etmesi gerekiyordu. THY Euroleague önelemelerinin ilk maçında Yunanistan temsilcisi PAOK’u 77-64’lük skorla mağlup eden Galatasaray, ilk çentiği atmıştı. Sırada kazanılması gereken 2 maç daha vardı. Asvel – Gravellines eşleşmesinin galibiyetle yarı final oynayacak olan Galatasaray’ın rakibi Fransız temsilcisi Asvel Basket olmuştu. Fransız rakibi karşısında sahadan 93-83’lük skorla ayrılan Galatasaray erkek basketbol takımı ikinci çentiği de atmış oldu. Tarih yazmak için, kulüp tarihinde ilk kez THY Euroleague’de mücadele etmek için önlerinde sadece 40 dakika kalmıştı. Galatasaray erkek basketbol takımının finaldeki rakibi önelemelere evsahipliği yapan, yıllardır THY Euroleague’de mücadele eden ve Litvanya ekolünün en önemli takımlarından Lietuvos Rytas olmuştu.
 

Litvanya’da 12bin taraftarı önünde Lietuvos Rytas ile karşılaşan takımımız bu karşılaşmayı kazanması halinde kulüp tarihinde ilk kez THY Euroleague’de normal sezonda gruplarda mücadele etme hakkı kazanacak ve Barcelona, Siena, Unics, Olimpia, Prokom takımlarının oluşturduğu D Grubu’na katılan son takım olacaktı. Karşılaşmanın ilk çeyreğini 21-13 geride kapatan takımımız, ikinci çeyrekte kendi kimliğine ve karakterine dönerek soyunma odasına 28-30 önde gitti. İkinci çeyrekte savunmasını arttıran, hücumda topu iyi paylaşan ve ikili oyunlardan da sonuç alan takımımız rakibi karşısında çeyrek skorunda 7-17 gibi üstünlük kurmayı sağlamıştı. Soyunma odasına 2 sayılık farkla giden ve üçüncü çeyreğe bu avantajını koruyarak başlayan takımımız üstünlüğü elden bırakmadı ve rakibinin öne geçmesine izin vermedi. Özellikle çeyreğin son 3 dakika 38 saniyesinde müthiş bir basketbol ortaya koyarak savunmada rakibine izin vermeyen, hücumda da boş dönmeyen takımımız Shumpert önderliğinde oyuna ağırlığını koydu ve domine etmeye başladı. Üçüncü çeyrek sonunda 12bin Litvanyalının gözleri Siemens Arena’nın tabelasındaydı; 40-52 Galatasaray! Final periyoduna çok büyük bir avantajla giren Galatasarayımız ilk dakikada farkı 16-18’e çekmeyi başarsa da bu sene sıklıkla gördüğümüz bir anda oyundan kopma gibi sorunu sonucunda rakibimiz bu açığı iyi değerlendirdi ve taraftarının da desteğiyle 14-2’lik seri yakalayarak karşılaşmanın son 2 dakikasına 58-62’lik skorla girildi. Son 2 dakikada vites yükselten ve kendisine gelen Galatasaray, takımın kimliğinde yatan ana hücum parçalarından olan pick&roll oyunlarının yanı sıra dışarıdan da isabetler bularak karşılaşmadan 63-71 galip ayrıldı. Galatasaray erkek basketbol takımı kulüp tarihinde ilk kez THY Euroleague’deydi. Bu başarı hayallerimizde yer alan, “Abdi İpekçi’de düşünsene bir gün i feel devotion marşının çaldığını” diye sohbetlerimizde bahsettiğimiz bir şeydi. Galatasaray emeğiyle, bileğinin gücüyle, alınteriyle Euroleague’deydi. Tıpkı bir sonraki hafta Samsun’da oynanılan maçta açılan pankart gibi; Miras değil Alınteri!
 

THY Euroleague’de önemli bir başarıya imza atan takımımız favori olarak gösterildiği Spor Toto Türkiye Kupası’nda eleme maçları kapsamında parkeye çıktı. Samsun’da düzenlenen grup maçlarında Antalya BŞB, Erdemirspor ve Bandırma Kırmızı ile aynı grupta olan takımımız üç günde üç galibiyet alarak grup lideri apoleti ile sekizli finallere katılmaya hak kazandı. Galatasaray böylece 6 resmi karşılaşmadan da galibiyetle ayrılarak bir galibiyet serisi oluşturuyor ve sezon başından beri süregelen 16 maçta (10 hazırlık, 6 resmi) 15.galibiyetini elde ediyordu.
 

Lig şampiyonu ile finalistini karşı karşıya getiren Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda ezeli rakibi ile karşılaşan Galatasaray erkek basketbol takımı geçen sezon final serisinden kalan hesabını kapatmak için sahaya çıktı. Kayseri’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kupası karşılaşmasında Fenerbahçe Ülker karşısında normal süresi 78-78 biten karşılaşmada iki uzatma devresi sonrasında 97-103’lük skor kupayı Galatasaray’a getiriyordu. Galatasaray geçen sezondan kalan hesabı kapatmış, sezona müthiş bir ivme ile başlamıştı. Bu kupanın ayrıca önemli bir özelliği daha vardı. Galatasaray basketbol şubesi, erkek basketbol takımı kapsamında, en son kupasını 1995 yılında kazanmıştı. 1995 yılında kazanılan Türkiye Kupası’nın ardından müzemize giren ilk kupa 2011 Cumhurbaşkanlığı Kupası olmuştu. Galibiyet serisi 7 resmi maça taşınırken, sezon başından beri toplamda 16 maça çıkmıştı. Galatasaray erkek basketbol takımı tarihinde anıldığı gibi anılmaya, Yenilmez Armada olarak dile getirilmeye devam ediyordu. Okyanuslarda savaş kaybetmeyen İspanyol donanması Armada bile bu kadar başarılı ve şanlı değildi!

 

“LAST GAME… LAST MINUTE… LAST SECOND… LAST BALL!”

 

Sezon artık yavaş yavaş başlıyordu. Beko Basketbol Ligi’nin ilk haftasında Olin Edirne karşısında 98-71, THY Euroleague’de grupta ilk maçında deplasmanda Asseco Prokom ve Beko Basketbol Ligi’nde ikinci hafta Banvit’i 84-73 mağlup eden Galatasaray erkek basketbol takımı 22 gün içerisinde 10 resmi karşılaşmadan 10.galibiyetini elde etmişti. 30 Eylül – 22 Ekim tarihleri arasında oynadığı 4 THY Euroleague, 3 Spor Toto Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı ve 2 Beko Basketbol Ligi karşılaşmasından galibiyetle ayrılan Oktay Mahmuti’nin takımı eski günlere döndüğünü dosta düşmana mesaj yoluyla iletiyordu. 2 günde bir maç yapan ve galibiyet çıkartmasının yanı sıra, mücadele eden, savaşan ve ortaya karakter koyan Galatasaray erkek basketbol takımını gelecek adına güzel günler bekliyordu. Bu yoğun maç temposunda elbet biryerde engellere takılacak, kayıplar yaşanacaktı. İlk mağlubiyet evinde taraftarıyla oynadığı ilk karşılaşma olan Unics Kazan maçında geldi. Karşılaşmada rakibi karşısında önde bulunan takımımız maçın bitimine 2 dakika kala Domercant’ın üçlüğüne engel olamadı ve 2 sayı geriye düştü. Bu süreden sonra rakibi karşısında üstünlüğü ele alamayan takımımız karşılaşmadan 64-68’lik skorla mağlup ayrıldı. Unics Kazan karşılaşması sonrasında ligde Pınar Karşıyaka’yı evinde konuk eden takımımız 79-72’lik skorla galibiyete ulaşırken ligde 3/3 olarak yoluna devam etti. Avrupa’da ekol ve felsefe takımlarından birisi olarak gelen Montepaschi Siena ile deplasmanda karşılaşan takımımız 103-77lik skorla sahadan ayrılırken bu mağlubiyet ders çıkartılacak bir mağlubiyet olarak kenarda duracaktı. Böylesine büyük bir organizasyonda savaşıyorsanız, özellikle büyük takımlara karşı böyle skorlara alışık olacaksınız. İtalya deplasmanından sonra Beko Basketbol Ligi’nde ligin yeni ekiplerinden Hacettepe Üniversitesi’ni Hacettepe Üniversitesi karşısında 68-86’lık skorla mağlup eden takımımız hafta içerisinde deplasmanda Sloven rakibi Union Olimpia karşısında sahadan 79-70’lik skorla galip ayrılarak TOP16 yolunda önemli bir galibiyet aldı.

Beko Basketbol Ligi’nin beşinci haftasında ilk mağlubiyetini Anadolu Efes karşısında 61-69’lik skor sonrasında alan Galatasaray Medical Park erkek basketbol takımı, hafta içerisinde de evinde THY Euroleague’in ağır favorilerinden Regal Barcelona’yı konuk etti. Karşılaşma içerisinde 18-20 sayı geride olmasına rağmen mücadeleyi son topa taşıyan takımımız karşılaşmanın sonlarına doğru tecrübesizliğinin kurbanı olarak 66-70’lik skorla sahadan mağlup ayrıldı. İspanyol rakibi karşısında son topta maçı kaybeden Galatasaray, haftasonu ligde Tofaş’ı 75-95’lik skorla mağlup ederek yoluna devam etti. Tofaş maçının ardından hafta içerisinde Asseco Prokom’u ağırlayan erkek basketbol takımımız normal süresi 70-70 biten karşılaşmadan 78-76’lık skorla galip ayrılıyor ve TOP16 adına çok önemli bir adım atıyordu. Prokom galibiyetinin ardından TOP16 kapısına dayanan ve bir sonraki galibiyette garantileyecek olan Galatasaray, ligde de yoluna kayıpsız devam etti. Trabzonspor karşısında 87-67’lik skorla galip gelen takımımız THY Euroleague’de üçüncülük mücadelesi verdiği Unics Kazan’a deplasmanda 72-61’lik skorla kaybedince üçüncü olarak bir üst tura çıkma umutları son buldu. THY Euroleague’de moral bozucu bir mağlubiyet alan Galatasaray Medical Park haftasonu ligde Antalya deplasmanında Antalya BŞB karşısında 76-88’lik skorla sahadan galip ayrılarak ligde 7.galibiyetini elde etti. Ligde Antalya BŞB galibiyeti sonrasında haftaiçerisinde Montepaschi Siena’yı evinde konuk eden takımımız sahadan da 67-63’lük skorla mağlup ayrılırken TOP16 umutlarını bir sonraki hafta oynanacak olan Union Olimpia karşılaşmasına taşıdı.

THY Euroleague ve Beko Basketbol Ligi’nde sürekli olarak haftaiçi ve haftasonu karşılaşmaları oynayan Galatasaray Medical Park yavaş yavaş yorgunluk belirtileri yaşıyordu. Bandırma Kırmızı karşısında rahat bir galibiyet elde eden takımımız, THY Euroleague’de de Union Olimpia karşısında rahat bir galibiyet elde ederek adını TOP16’ya yazdırmayı başardı. 24 Nisan 2010’da kümede kalma savaşı veren Galatasaray, 14 Aralık 2011’de THY Euroleague’de top16 turuna katılmayı garantiliyordu. Oktay Mahmuti ve öğrencilerinin gerçekleştirdiği bu başarı hiç kuşkusuz inanılması zor, imkansız denilecek ve dakikalarca ayakta alkışlanacak bir performanstı.

Sezonu erken açan ve yoğun maç trafiğinde mücadele eden Galatasaray Medical Park erkek basketbol takımı bunun sıkıntısını çekecekti. Ne zaman çekecek, nasıl çekecek ve nasıl bir hasarla atlatacağı çok önemliydi. Keza basketbolda erken form tutarsanız elbette bir yerde formunuz düşecek, birkaç maç sendeleyecek ve sonrasında yeniden ayağa kalkarsınız. Tabii bunu ancak büyük bir takımsanız yapabilirsiniz. Beko Basketbol Ligi’nin 10.haftasında Beşiktaş Milangaz karşısında alışagelen takım kimliğimizin ve savunma karakterimizin dışında bambaşka bir Galatasaray izledik. Ezeli rakibi karşısında deplasmanda sahadan 73-65’lük skorla mağlup ayrılan takımımız, haftasonu aldığı mağlubiyetin ardından hafta ortasında İspanya’da Regal Barcelona deplasmanından 79-50’luk skorla geri döndü. Arka arkaya alınan bu mağlubiyetler moral bozsa da aslında fazla kötümser bir tablo oluşturmuyordu. Keza bu mağlubiyetler, yorgunluk belirtileri beklenen bir durumdu. Sezonu Eylül ayında açıyorsanız, Aralık ayının sonlarına doğru bir form düşüklüğü yaşamanız çok normal. Haftada 2 maç yapıyorsanız ve dar bir rotasyona sahipseniz bunun olması çok çok normal oluyor. Galatasaray Medical Park erkek basketbol takımı her şeye rağmen ligde sadece 2 mağlubiyet almış, THY Euroleague’de TOP16’ya adını yazdırmayı başarmıştı.

Beko Basketbol Ligi’nde 11.hafta karşılaşmasında Türk Telekom karşısında rahat bir galibiyet alan takımımız baştan sona farkı 15-20’lerde tuttu karşılaşmadan 82-75lik skorla galip ayrıldı. Bu galibiyet her şeyden evvel işlerin kötü gittiği takımımızda moral açısından önemli olacaktı. Beko Basketbol Ligi’nde 12.hafta karşılaşmasında yılın son derbisinde ezeli rakibi Fenerbahçe Ülker karşısında 80-79’luk skorla mağlup ayrılan takımımız ligde 3.mağlubiyetini aldı. Sinan Erdem Spor Salonu’nda yaşanan olaylar ve sorunlar her ne kadar can sıkıcı olsa bile, rakibiniz karşısında son 6 dakikaya 6-7 sayı farkla girip maçı kaybetmek daha büyük moral bozucu bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Karşılaşmayı son topa taşıyan, son topu kullanan ve isabet bulamadığı için sahadan 80-79 mağlup ayrılan takımımız ligin bir sonraki haftasında Mersin BŞB’yi evinde 105-67 gibi farklı bir skorla mağlup ederek 9.galibiyetini elde etti.

Birkaç istisna dışında her maçta son topa kadar mücadele eden, savaşan ve “Son topa kadar” mottosuyla hareket eden Galatasaray Medical Park erkek basketbol takımı kuşkusuz her zaman desteklenmeyi hak ediyor. Önemli bir değişim yaşayan, yatırım yapan ve atılımlar içerisine giren takımımıza sahip çıkmak, her zaman yanlarında olmak ve onlarla birlikte savaşmak oldukça önemli bir durumda bulunuyor. Euroleague’de kuralar sonrasında Ali Türsan’ın röportajında da dediği gibi; Biz her zaman mücadele edeceğiz. Son maça, son dakikaya, son saniyeye kadar mücadele edeceğiz. Hatta son topa kadar…

Barış Çamur

 

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.