Yönetime…

Yönetime…

Tarih: 2010-12-20 | 570 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Son yılların en kötü tablosu ile karşı karşıyayız. Rijkkard’ın gidişi de çare olmadı, Hagi’nin gelişi de… Yapılan onlarca transfer, harcanan milyonlarca Euro… Elimizde 17 maçta, 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 8 mağlubiyet var. Aldığımız 8 mağlubiyetinin 5 tanesi Ali Sami Yen’de. 19 gol atıp 21 gol yemişiz, averajımız -2 (yazıyla eksi iki). Efsanevi mabedimize 2-0 mağlubiyet ve taraftar(!) rezaleti ile veda edişimize değinmeyeceğim. O çok daha farklı bir yazının konusu.

Planlamadan yoksun, yarını değil bugünü kurtarmayı amaçlayan, karşısındaki insanları aptal yerine koymaya çalışan, hatalarından ders almayı değil hatalar zincirine yenilerini eklemeyi ilke(!) edinmiş bir yönetim anlayışı ile bu asırlık çınarı yönetemezsiniz. Biz hata yapamazsınız demiyoruz. Hatasız kul olmaz. Ama ısrarla yanlışta ısrarcı olmak da af dilemek için bahane olamaz. Eğer “Galatasaray kulübünde başkanlık esastır. Başkanın yol vermediği kimse icraat yapamaz.” diyorsanız, ilk hesap verecek kişi sizsiniz demektir. Riva’yı değerlendirmek, GSM hattı kurmak, şirketleri birleştirmek, özlemle beklenen stadı hayata geçirmek… Bunlar teşekkürü hak eden ve illa ki takdir edilecek icraatlardır. Ama futbol takımının son yıllarda rezilleri oynaması, basketbol takımının az kalsın ligden düşecek olması, ismi ayıplı işlere karışmış futbolcuların hala bu kulübün bünyesinde bulunuyor olması affedilir icraatlar değildir. Dünyanın başka yerlerinde istifa etmeyi gerektirir. Burası farklı bir memleket olduğundan hala o mevkidesiniz. Bunu yadırgamamayı uzun yılların sonunda öğrendik. Ya da öğretildi diyelim…

İnşallah yeni yılla birlikte doğruları bulan, hatalarından ders çıkaran, kulübünü önemseyen, ilkeli bir duruşu izletirsiniz bizlere. Bu camia affedici olmuştur her zaman. Özellikle de hatalarını düzeltmeye çalışanlar için…

Beklentilerimi maddeler halinde sıralayayım:

1- Mevcut futbol takım kadrosunun ayıklanması.
2- Takıma uyumlu, hırslı, yetenekli, karakterli oyuncuların kazandırılması.
3- Tek adam yönetimi değil, demokratik ve akılcı bir yönetim anlayışının kulübe hakim olması.
4- Futbol Şubesinin yeniden kurulması ve uygun kişilerin gerekirse yönetim dışından bu şubenin başına atanması.
5- Daha aktif bir kulüp sözcüsü belirlenmesi ve kulübün çıkarlarının her ortamda korunması.


HAGİ’YE…

Bu sarı kırmızı arma var olduğu sürece nesilden nesile adı aktarılacak, attığı golleri ve sahadaki duruşu anlatılacak bir efsane olarak kalacaksın. Bunu sen ne kadar kötü bir teknik direktör olsan da, ne kadar fahiş hatalar yapsan da değiştiremeyeceksin. Bu taraftar seni ölümsüz futbol ikonu ve aynı zamanda kötü bir teknik direktör olarak hatırlayacaktır daima. İlk gelişinde yaşadığın başarısızlığı “tecrübesizlik” dedik, sinemize taş bastık. Sahadakilere “I love you Hagi” nidalarıyla senin aracılığınla ruh yüklemeye çalıştık. Ama olmuyor be commandante. Olmuyor işte. Ne yazık ki aradan geçen onca zamanda teknik direktörlük becerilerine yeni şeyler ekleyemediğin gibi eski egon ve takıma zarar veren inadın aynen duruyor… Bu taraftar seni seviyor, sen de birazcık kendinden ödün ver, değişmekten korkma.
Senden beklediklerimiz:

1-Eli sopalı, diyalog yoksunu bir diktatör değil oyuncuları ile bağ kurabilen, disiplini tek amaç değil, başarıya giden bir araç olarak gören, tutarlı ve kararlı bir antrenör portresi çizmek.

2- Misimovic gibi bir yıldızdan faydalan, kulübün paralarını çöpe atma. İnsua gibi, Cana gibi sırtındaki formanın kıymetini bilen oyuncularını takdir et,yücelt ve arkasında dur.

3-Takıma zarar veren yeniçerileri temizle. Onlardan korkma.

4-Serdar Özkan gibi ayıplı bir oyuncuya bu formayı giydirme.

5-Takımına hangi oyun düzeninde oynatacağına karar ver, buna göre oyuncu transferleri yap.

6-Sabit fikirlilikten vazgeç ve yardımcın Tugay’a güven, sözlerine kulak ver.

7-Gençleri iyi takip et ve sahaya sürmekten korkma. Bu taraftar bu konuda sonuna kadar arkanda.


TARAFTARIMIZA….

Taraftar olmanın bedeli, kah gülmek kah ağlamaktır. İyi günde de kötü günde de takımın kaderine ortak olmaktır. Sevmek bazı haklar verir insana. Ama sevdiğini de kölesi yapmak değildir gerçekten aşık olmak. Hani kişilere değil bu armaya bu sarı kırmızı parçalıya dır sevdamız diyorsun ya, bunu her halinle göster. Kötü günler yaşanır, gelir geçer. Yapılan her davranış, sarf edilen her söz tarihte kayda düşülür. Bundan yıllar sonra da Ali Sami Yen’e edilen veda hatırlanacak. Ama yeniden hatırlayanlara da şahit olamayıp sonradan görenlere de hiç de hoş şeyler hissettirmeyecek o veda… Koltukları kırmak, galeyana gelmek, provake olmak bu taraftarın genlerinde taşımaması gereken özellikler. Asırların kültür mirasçısı ve ilklerin camiası sıfatları bu halet-i ruhiyeyi kaldırmaz. Bu halle taşınmaz. Küfürle, şiddetle, mantıksız, ölçüsüz tepkilerle o tribünlerde bulunmanın abdestsiz camiye girmekten bir farkı yoktur nazarımda. Eğer bir yeri yada bir şeyi kutsuyorsanız, kutsadığınız yere ve nesneye saygınız tam olmalı. Bu saygı her şartta bağlayıcıdır. Yoksa kutsadığın şeyin efendisi olduğun hissiyatına bürünürsün ki bu çok tehlikelidir. Bunun bilincinde ol…

Taraftardan beklentilerimiz:

1-Bilinçli ol.

2-Bağlı olduğun renklerin sadece dününe ve bugününe bakma, geleceğini de gör.

3-Bağlılığını olumlu davranışlarla göster. Medeni tavırlarınla diğer taraftar guruplarından ne kadar da elit olduğunu dünyaya göster.

4-Tepkili olabilirsin, hoşnut olmadığında bunu belli et. Ama kırmadan dökmeden. Bu camia içinde kişilere, bugün bulunduğu duruma tepki göstereceğim derken, dününe ve yarınına halel getirme.

5-Yeni stadımızda gelecek olan rakip seyirciye üstünlüğünü sesinle, nefesinle hissettir. Misafirperverliğini esirgemeden, rencide etmeden ona büyüklüğünü göster. Sen bu toprakların en büyük başarılarını inşa etmiş bir kültürün temsilcisisin. Sana yakışan şekilde davran.
6-Unutma, senden sonrakilere karşı da sorumluluğun var.




MEDYAYA…

Medeni toplumlarda medyanın en büyük misyonu ve varoluş sebebi gerçekleri ortaya koymaktır. Halka tercüman olmak, sesini duyurmaktır. Mesleğini icra ederken ahlak kurallarından, gerçeklikten ve eşitlikten asla taviz vermemen gerekir. Yoksa belirli zümrelerin çıkarlarına alet olmuş, belirli bir kesimin çaldığı kavaldan başka bir şey olamazsın. Hakkaniyet çizgisinden uzaklaştıkça, yüklendiğin anlamı yitirirsin.

Medyadan beklentilerimiz:

1-Hakkaniyet çizgisinden ayrılma.

2-Sesimizi duyurduğunu iddia ederken kendi iç seslerini değil gerçek taraftarın sesini duyur.

3-Sevmeyebilirsin, hatta nefret de edebilirsin. Ama hakkımızı da yiyemezsin. Bir tarafı yüceltirken, diğer tarafı yok sayamazsın. Adalet senin işin değil. Ama bu işe soyunuyorsan da o kılıcı gelişi güzel sallayamazsın. İsa’nın çilesi filminden güzel bir replik vardır hani: Neyle yaşarsan onunla ölürsün!” Yani yalan haberlerle, iftiralarla ve sadece o günün güçlüsünün eliyle ayakta kalıyorsan, başka bir güçlünün eline düşer, oyuncak olur, yok olur gidersin…

Kendimce isyanımı, tepkimi, beklediklerimi kaleme almaya çalıştım. Hatam kusurum olmuşsa affola…

Saygılarımla..

Mehmet Acun

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.