Maç Öncesi ( Galatasaray – Beşiktaş )
Tarih: 2012-02-24 | 756 Kez Okunmuş.
Malum içinde bulunduğumuz süreçten mi, yoksa sezon sonu play-off muhabbetlerinden midir bilinmez, derbiler artık eskisi gibi heyecanla beklenmiyor. En azından ben öyle hissediyorum. Sanki her maçın telafisinin olması, maçların gerginliğini azaltıyor, ancak gerginlik azaldıkça bu futbola da olumlu yansıyor. Burası da bir gerçek. Bu hafta sonu için ise aynı şeyleri söylemek söz konusu değil. Nitekim her ne kadar her maçın telafisi var gibi düşünülse de, özellikle Beşiktaş için ligin geri kalanında telafi sözcüğünü kullanmak pek olası olmayacak. Kaybedilmesi halinde Galatasaray'la oluşacak 14 (/2:7) puanlık fark, play-off'da Beşiktaş'ı şampiyonluk yarışında çok geri itecek. Dolayısıyla bu maçın Beşiktaş için son şans olduğunu söylemek, Carlos'un da bu düşünceyle bu maçı kazanmak amacıyla sahaya çıkacağını tahmin etmek zor değil. Berabere giden bir maçta ofansif hamle yapması gereken ilk takım Beşiktaş olacak.
Maçı önceden okumak için öncelikle teknik direktörlerin kafasındaki planı, oynatacağı futbolcuları ve sistemi tahmin etmeye çalışmak, bu şekillerin üzerinden defansif ve ofansif zaaf ve avantajları sıralayıp ortaya çıkabilecek senaryoları şekillendirmek şart. Kadro ve oyun yapısını Galatasaray için tahmin etmek zor değil. Zaten diğer takımlardan daha kısıtlı bir kadrosu olmasına rağmen ligin zirvesinde olmasını da bir anlamda bu düzene, bu istikrara borçlu Galatasaray. Dolayısıyla öncelikle Beşiktaş'dan başlayalım.

Her ne kadar bireysel anlamda daha derin bir kadroya sahip olmasına rağmen son maçlarda formu giderek artan ve kendine güveni yerine gelen Tanju'nun sakatlanması, Beşiktaş sağ beki için forma bulduğu andan itibaren yavaş yavaş kendini kabul ettiren ve önemli bir alternatif olan Hilbert'in yokluğu hem ofans hem savunma için ciddi dezavantaj olmasının yanında Sivok ve Egemen'in formları da bir o kadar avantaj Beşiktaş için. Sol bekte belirsizlik devam ederken, sağ bekte önde oynayacak Querasma'nın da defansif katkısı düşünüldüğünde Toraman'ın kullanılması kuvvetle muhtemel olarak kabul edilebilir.
İki takım açısından da bakıldığında maça etki edebilmesi açısından eksikliği en çok hissedilecek oyuncu elbette Manuel Fernandes. Takım birlikteliğinden ve sistematiğinden uzak Beşiktaş ofansında bireysel yetenekleri ve yaratıcılığı ile farkındalık yaratan Portekiz'linin olmaması Galatasaray için büyük avantaj olacak. Bu noktada her maç varını yoğunu ortaya koyan Veli, milli takım morallisi Necip ve Alman Ernst'in yer alması da her ne kadar takımı yaratıcılıktan uzaklaştırsa da Simao, Almeida, Querasma üçlüsünden doğacak savunma zaafını da tamamen ortadan kaldırmaya yetecektir.
Her ne kadar Simao fiziksel olarak, Querasma'da ruhsal olarak bir düşüş içindeyseler de muhakkak birebirlerine dikkat edilmesi gerekecek. Ofansta bütünlük olmadığından çoğu zaman etkili olamayana basketbol tabiriyle Necip'in penetreleri, Ernst'in savunma arası koşuları, ölü toplarda tekniği ile Sivok, hırsı ile Egemen'in yaratabileceği tehlikeler Beşiktaş için bu maçta ofansif en önemli kozlar.

Bizim açımızdan bakarsak, özellikle Eboue'nin olmadığı dönemde her iki kanadın da çizgi üzerinden ofansif varyasyonlarında yaşanan sıkıntıların Fildişi'linin geri dönüşünü müteakip en azından tek taraflı çözülebilecek olması, önde oynayacak Engin ya da Emre'nin içe kat etme özelliğinden dolayı Eboue'nin doğru toplarla buluşturulması sol bek alternatifleri sakat durumda olan Beşiktaş'ı düşünürsek bizim için en önemli avantaj olacaktır. En önemli taktik de olmalı icabında.
Baros'un maç kondisyonu, Necati'nin her ne kadar golcülüğü tartışılmasa da Sivok ve Egemen karşısında yavaş kalabilecek olması, muhtemelen sağda oynayacak Toraman'ın o kanattan çok tehlike gelmeyeceğini ve stoper menşeili olması sebebiyle daha içe oynayacak olması her iki oyuncunun da özellikle tandem arasında boş alan bulabilmesini zorlaştıracaktır. Orta sahası ile birlikte ortaya gömülecek Beşiktaş yarı sahasında kanatlara gitmeyi unutan Baros ve kanatları pek alışkanlık olmayan Necati'nin çok top ezmesi olası. Bu noktada içe katedecek Emre ve Engin'in adam eksiltmeleri ve tempolu oyunları, Melo'nun Necip'den daha etkili penetrelerinin kilidi çözmede yeterli olup olmayacağı soru işareti.
Her ne kadar kazanmaya oynaması şart olsa da, cebine Avrupa Ligi kozunu koyan Carvalhal'in ilk bölümde daha çok alan daraltan ve kazanılan topların Querasma'ya aktarılmasıyla oluşabilecek kontraları değerlendirme ihtimali daha akla yatkın geliyor. Bu noktada ya Almeida'nın ya da Simao'nun yerine Fenerbahçe maçında son topları kullanmakta beceriksiz kalan ama sol kanadı ciddi zorlayan Holosko'nun da kullanılması olası ve dikkat edilmesi gerecek bir nokta.

Dolayısıyla kazanmak için bu maçta önce oyunu tutmak daha akilane bir seçenek. Kazanması gerekenin Beşiktaş olduğu, eninde sonunda savunma yapmaktan sıkılıp hamle yapma gereği hissedecekleri unutulmamalı. Hafta içi maç yapmalarından dolayı oluşabilecek fizik kondisyon dezavantajı da maçın ilerleyen bölümlerinde bir avantaj olacaktır. Bu noktada sahaya her zamankinden farklı olarak tek forvet çıkmak ve bir ümit de olsa Toraman – Holosko (Querasma) ikileminden doğacak defansif boşluğu kullanmak için Riera'yı ilk 11 sahaya sürmek; orta sahada çok daha dinamik olan Beşiktaş'a karşı Selçuk – Melo ikilisinin önüne Emre'yi monte ederek aynı şekilde koşacak ama daha teknik bir orta saha ile karşılık vermek de bir seçenektir. Tek forvet oynanacak olmasından dolayı başta korkakça olarak değerlendirilebilecek ama ilk önce tamamen rakip takımı saf dışı bırakmak sonrasında hamleyi indirmek gibi daha stratejik ve akılcı bir düşünce olacaktır.
ScoutGS Haber Merkezi
Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
