Yeniden “Maviler”

Yeniden “Maviler”

Tarih: 2010-08-30 | 52 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail
Tüm takımları izlemek, görmek ve değerlendirmek nasip olmadı henüz. Ancak yine de daha üç hafta geçmesine rağmen Premier Lig ile ilgili bir kaç izlenim oluşturmakta zor değil. Şu ana kadar oynadığı rakiplerin hedefinin sadece Premier Lig’de kalıcı olabilmek olduğunu düşünüp bu galibiyetleri küçümsemeye çalışanlar olabilir. Yine de dünyanın bu en zor liginde üç maçta 14 gol atmayı başarıp, kalenizde gol dahi görmüyorsanız, geçtiğimiz sezon, özellikle ikinci yarıda ortaya koyduğunuz form durumunu daha lig başından göstermeye başlıyorsanız, Chelsea bir yazı konusu olmayı hakediyor demektir. O eski transfer çılgınlığını bir kenara bıraktılar dört senedir ve sadece takımdaki ihtiyaçlar dahilinde, kimyayı bozmayacak futbolcular üzerinde çalışıyorlar.
Benayoun’un, kesinlikle artık takım hüviyetini tamamen kazanmış Chelsea için Joe Cole’dan daha yararlı olacağı kesin. İsrail’li belki de sadece ofansif bir oyuncu olarak değerlendirildiği ve daha farklı şeyler beklendiği için hakettiği övgüyü çoğu zaman alamayan ancak Ancelotti’nin de ısrarla üzerinde durduğu gibi, saha kenarında oturan teknik direktöre tabiri caizse “eşşek başı” gözüyle bakmayıp tamamen onun taktikleri üzerinde yoğunlaşan bir oyuncu. Yeri geldiğinde kendi yeteneklerini de kullanmaya ve kapasitesini oynadığı maçların neredeyse tümünde ortaya koymaya çalışıyor. Hem selefi Joe Cole’un hem de bu sezon itibariyle takımda düşünülmeyen Ballack’ın, oynayamadığı maçlarda da Lampard’ın yerini rahatlıkla doldurabilir. City’nin piyasayı vurduğu bu dönemde, Ancelotti bu fiyata ancak bu kadar iyi bir transfer yapabilirdi.
17 yaşından beri takip ettiğim, Marcelo Moreno’lu, Guilherme’li, Wagner’li Cruzeiro’da en çok dikkatimi çeken oyuncu olan Ramires’in de bu takımda Ballack’ın eksikliğini aratmayacağı aşikar. Obi Mikel, Essien, Lampard, Benayoun gibi oyuncuların varlığı, onun üzerinde, anında görüntü verme mecburiyetini ortadan kaldıracak ve üzerinde muhakkak daha az baskı hissedecektir. Ancelotti’nin de onu yavaş yavaş takıma adapte edeceğini düşünerek, bu sezon takımda kendini kabul ettirme sezonu olacak geçirecek Ramires, gelecek sezondan itibaren tam kapasitesini sahaya yansıtabilir. Brezilya Milli Takımı’nda Dünya Kupasında izleyenler muhakkak olmuştur ve kafasında fikir edinenlerde. Lakin o kısa dönemde meziyetlerini tam anlamıyla gösteremedi Ramires. Belki çok çok iyi bir oyun kurucu olmamasına rağmen, ayağına hakimiyeti, atletik özellikleri ile takım savunmasına güç katması, mevcut imkanları bulduğu anda rakibi ortadan delmeye çalışmasına imkan sağlayacak topla rahatlıkla dripling kabiliyeti Ramires’i Chelsea’nin iki ila üç sene arasında vazgeçilmezlerinden biri yapmaya yetecektir.
Peki;
Yerine göre az ve öz transferler, geçen sezon şampiyonlukta kazanılan formun en erken konumda yakalanması, bir çok pozisyonda yeteri kadar oyuncunun birbirini yedekleme gibi artı puanlarla rakiplerinin Manchester United ile birlikte önünde olan Chelsea konusunda eleştirilecek noktalar yok mu? Elbette var. İngiltere’de oynanan turnuva sayısının fazlalığı bunun yanında taraftarın bu formla birlikte Şampiyonlar Ligi’nde en üst düzeyde başarı beklemesine rağmen Chelsea’nin oynadığı her turnuvaya bu kadro derinliği ile konsantre olması zor görünüyor. En azından Arsenal ya da Manchester United gibi, kupa maçlarında ortaya koyabileceği ikinci bir takım konusunda zorlanacağa benzer. Transferin bitimine sayılı günler kala Carvalho’nun gönderilmesi ve yerine henüz transfer yapılmaması, Slobodan Rajkovic’in kiralanması ve Tomas Kalas’ın takımında bırakılması Chelsea’nin bu konuda bir sıkıntı çekebileceğine işaret ediyor. Ashley Cole – Zhirkov, Paulo Ferreira – Ivanovic – Bosingwa’nın savunmada birbirlerini yedekleyecek konumda olmalarına rağmen Alex ve John Terry şu aşamada alternatifsiz. Belki Ivanovic, belki Ferreira yeri geldiğinde onların yerlerine şans alabilir ancak bu iki oyuncuda sadece mecburiyet anında başvurulabilecek oyuncular olmalı.
Savunmanın merkezinden en ileriye doğru bir çizgi çizdiğinizde yolun sonunda aynı sorunla karşılaşıyorsunuz. Chelsea yönetimi ve taraftarı Daniel Sturridge’e çok güveniyor ve belki de güvenmekte haklı. Ancak her ne kadar genç Di Santo’da takımda kalmış olsa da, Chelsea’nin üst düzey bir üçüncü forveti ile bu sezon yarışacağı tüm kulvarlarda en iddialı iki üç takımdan biri haline gelebilmesini sağlar dememizde bir sakınca yoktur sanırım. Kanatlara yönelik şimdilik başarısız bir Neymar hamlesi bile transfer politikasının mantıklı bir şekilde geliştiğinin işareti olsa da, bu tarz bir oyuncunun kadroya katılmasına kadar, takımda en azından bir sene daha kalmayı hakeden Miroslav Stoch’un bekletilebileceği de kafamı kurcalayan bir soru olarak kalacak.
Yine de;
Cech, Terry, Ashley Cole, Essien, Lampard ve son olarak Milli Takımı bıraktığını açıklayan ve tüm enerjisini Chelsea için verecek olan Didier Drogba gibi altı kritik ismin uzun süreli sakatlıkları olmaması ve bu sezon en azından % 80′lik maç diliminde yer alabilmeleri Chelsea’nin Premier Lig’de ilk iki de, kura şansı ile birlikte Şampiyonlar Ligi’nde de ilk dört içinde tutunabilmesini sağlayacaktır. Diğer bahsedilmesi gereken yüksek olasılıkta, Ancelotti’nin bu kadro derinliği ile diğer çerezleri bir kenara bırakabilecek olması.
Saygılarımla/ScoutGS.com

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.