Basketbolda Sorunlu Hafta

Basketbolda Sorunlu Hafta

Tarih: 2010-10-27 | 17 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Bir iki haftadır yazmak istediğim çok şey vardı ama yaşanan gelişmeler yazdıklarımın anlamsızlığını ortaya koyacağından, hayal kırıklığına uğradığımdan, daha doğrusu olacak dediğimiz şeylerin olmamasından dolayı bir türlü düşüncelerimi paylaşamadım. Hafta sonu oynanan maçların öncesi ve sonrasında her iki branşta da yaşanan gelişmeler düşüncelerimin bir anda değişmesine neden olsa da umudumu henüz kaybetmediğimi de belirtmek istiyorum. Bugün yazıma sorunlar hakim olacak. Erkek takımındaki sorunlar, kadın takımındaki sorunlar ve topyekün herkesi ilgilendiren belki sportif belki de sosyal bir sorundan.

“Shumpert yerli statüsüne geçemedi ve hayaller suya düştü.”

Sezon başında Oktay Hoca’nın prensiplerine, ismine, karizmasına ve büyüklüğüne o kadar çok inanmıştım ki kulübümüzün bu sezon her şeyi doğru yapacağını düşünmüştüm. Aslında hazırlık maçlarında da her şey iyi başladı, mükemmel savunma yaptık, oyuncular takımı sahiplendi, taraftar takımı sahiplendi ve sezona o şekilde gireceğimiz için mutluyduk. Takımdaki sorunların başında 1 ve 5 numaraların daha doğrusu kısalar ve uzunların sertliğinde yaşanacak problemler geliyordu. Bunda hemen hemen herkes hemfikirdi. Tabi önce Evren’in alınmasıyla kısalara dair endişemiz biraz ortadan kalktıysa da Taylor Rochestie’nin performansının vasatı aşamaması yeni bir sorun doğurdu. Aynı şekilde Tutku’nun da etkili olamaması bu sorunu iyice güçlendirdi. Şu anda da bu sorun devam ediyor. Oyun kurucu bölgemiz S.O.S. veriyor.

Takımdaki uzun sorununa ise herkes çareyi yeni bir transfer ile bulmuştu. Mesela ben alınacak sert bir uzun ile ligde final yapabileceğimizi ve Eurocup’ı kazanabileceğimizi düşünüyordum. Öyleki yazının başında belirttiğim iki yazı bu hedeflere yönelik hayallerimi içeriyordu. Başrolde ise Shumpert vardı. Shumpert Türk olacak, yeni bir uzun alınacak, domino taşı misali Shumpert üçe, Shipp ikiye, Evren de bire kayacak ve alınacak uzunla beraber kısaların sertliği de bir anlamda artmış olacaktı. Tabi sert bir oyuncunun blokları, savunması ve smaçlarıyla takımı ateşleme potansiyeli olduğunu da unutmayalım. Takım sertliği de bu şekilde gelişebilirdi. Peki ne oldu? Shumpert’ı malesef yerli statüsüne geçiremedik. Hayallerim, hayallerimiz suya düştü. Hem en iyi yerlimizden olduk, hem de yeni bir oyuncu transfer edemedik. Bence iki tane oyuncudan olduk yani. Ve sezona dair planlarımız 180 derece değişti. Bakalım Mahmuti ve yönetim yeni bir hamle yapabilecek mi? Bekliyoruz. Beklerken dün akşam Karşıyaka’ya yenildiğimizi de hatırlatalım. Maça dair çok şey yazmaya gerek yok, yukarıdaki sorunları alın, üst üste koyun, yenilgi sebebimiz ortaya çıkıyor.

“Takım olmak zaman alacak ama iyi yoldayız.”

Kadın takımımızda ise işler pek iyi gitmiyor ama asıl sorun takımın potansiyelinden çok var olan potansiyelin henüz yansıtılmamasında. Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında maalesef Fenerbahçe’ye farklı şekilde yenildik ve sezona pek iyi başlayamadık. Hafta sonu ise Alanya Bld. Takımını skor olarak rahat geçtik ama oyun olarak yine sınıfta kaldık. Haftaya dair iyi olan tek şey ise Fenerbahçe’nin ligde yenilmesi oldu ki biz bu tür sürpriz mağlubiyetler almaz, sahamızda da ezeli rakibimizi yenersek şampiyonluğa dair avantaj yakalayabiliriz. Artık top takımda, bu durumdan aydınlığa çıkmak onların ellerinde.

Takımdaki sorunların kaynağında formsuzluk ve birçok yeni oyuncunun ilk kez bir arada oynaması yatıyor. Ben sadece iki oyuncudan bahsetmek istiyorum ve iki oyuncunun performansının takıma seviye atlacağını ya da azaltacağını eklemek istiyorum. Seimone Augustus WNBA’de de geçen senelere göre formsuz bir sezon geçirmişti, bizde de öyle başladı. Ama burada ısınıp eski günlerine dönmesini umut ediyoruz. Işıl Alben sakatlık sonrası fiziksel sorunları yavaş yavaş aşmaya başladı ama form durumu onun da pek parlak değil. Yarı sahadan top çıkarmada çok zorlanıyor. Zaman kaybı ve top kayıpları Işıl’ın eskiye göre eksik yönleri. Işıl’ın nasıl hızlı bir oyuncu olduğunu bildiğimiz için ona zaman vermek gerektiğini biliyoruz. Aslında bu iki oyuncunun da sorunu sakatlıktan yeni çıkmaları ve mücadeleden, daha doğrusu tekrar sakatlanmaktan korkmaları. İkisi de çekingen oynuyor ve zamanla düzeleceklerdir. Bu ikili form tutsun yeter, takım da düzelir işte o zaman.

Bu akşam (Salı) Euroleague’de Fransız Tarbes ile karşılaşıyoruz. Bu ikili ve takımın geri kalanı için çok önemli bir maç. Çok zor bir maç olarak görmesem de hazırlık için mükemmel bir maç olacak. Tabi zor değil derken rakibi küçümsemiyorum ama Fenerbahçe’den kesinlikle daha güçsüz bir takım. Biz de o seviyede bir takım olduğumuz için oyuncuların ısınması için çok önemsiyorum bu maçı.

“Sedat Hoca dayanamadı ve isyan etti.”

Tekerlekli Sandalye takımımızın ve Milli takımın koçu olan Sedat İncesu birkaç gündür Facebook’taki hesabından inanılmaz şeyler paylaşıyor. Bu spora tutunarak eksik yanları olmadığını göstermeye çalışan ve bizlere çok önemli başarılar kazandıran engelli sporcularımızın yaşadığı sorunları açıkça dile getiren Sedat Hoca yüreğimizi de parçaladı aynı zamanda. Sporcuların paralarının ödenmediği, sağlık giderlerinin karşılanmadığı, kamplarda sağlık görevlilerinin bulunmadığı, kırık sandalyelerle maça çıkıldığı gibi acı gerçekleri dile getiren Sedat Hoca’nın söylediği en acı şey ise sağlık personeli olmadığı için 17 yaşındaki Genç Milli bir sporcunun iç kanamadan dolayı hayati tehlike yaşadığını anlatmasıydı. Sedat Hoca belli ki artık dayanamamış ve bunları dile getirmiş. Daha çok şey var ama olay mahkemeye taşındığı için hocamız hesabındaki gönderileri silmek zorunda kalmış. Ben de şimdlik bu kadarını yazabiliyorum ama daha fazlasını da yazmak istiyorum yakın zamanda.

Galatasaray’daki başarıları biliyoruz ama bu Milli takımın da Avrupa ikincisi olduğunu ve ilk kez Dünya Şampiyonası’na katılacağını eklemek istiyorum. Yani bu olaylar başarılı bir takımın çevresinde oluyor düşünün artık. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Televizyonlara çıkıp bu insanlar üzerinden şov ve reklam yapan kişilerin her şeyi çok güzel göstermesinden de bıktım artık. Her seferinde şöyle destek verildi, şöyle imkanlar sağlandı, şöyle yanlarında olduk tarzı demeçlerden sıkıldık. Sadece sporcu anlamında değil işçi, memur veya normal bir vatandaş anlamında da Avrupa’nın çok çok gerisinde olduğumuzu, bu insanlara hiç destek verilmediğini, ülkemizde sosyal sorumluluğun çok gerilerde olduğunu görmek beni bir kez daha üzdü. Daha çok fırın ekmek yememiz lazım çok.

Kerem Seçer

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.