Eskişehirspor – Galatasaray : 1-3

Tarih: 2010-08-30 | Yorum: 19
REENKARNASYON !
Daha sezonun 3.haftasında ki bir maç nasıl olurda bu kadar önemli bir hal alır, şaşmamak zor gerçektende.
Yenilirsek, kuvvetle muhtemel teknik kadro değişikliği dahi olacak bir maç yaptık.
Hafta boyunca maçın önemine değinirken, diğer yandan takımın isteksiz ve baskısız oyununa işaret ettik.
İstenirse 8 tane defansif oyuncuyla da baskılı futbol oynanabileceğini, topu rakip sahada tutabileceğimizi belirttik.
Bu işin sadece bir mantalite olayı olduğunun altını koyu koyu çizdik.
Frank Rijkaard’ın biraz esneklikle, inadından uzaklaşması ile takımın şahlanacağını sürekli yazdık, çizdik.
Ne oldu da, bu takım baskılı bir oyun oynadı, rakibe posizyon vermedi, sürekli araştıran, zorlayan bir hüviyete kavuştu.
Öncelikle, formsuz Hakan Balta’nın yerine Serkan Kurtuluş ile maça başlanması, aslında şu bitmekte olan transfer döneminde ihtiyaç bölgesini çok bariz gösteriyordu bize. Şu takımın 10 yıldır sağ bek ve sol bek sorunu var. 10 yıldır çözmüyoruz. Neyse, dağıtmadan maça dönersek, Serkan Kurtuluş ile maça başlamak doğru bir karardı ama ondan daha doğrusu Serkan’nın, kademesine Neill’ı yerleştirmekti. Rijkaard burada ki aktivetesi ile, kendi zincirlerini kırıp, takımda farklılık yaratmıştır.
Takım özellikle 1,5 yıldır oynamaya çalıştığı pas trafiğine dayalı futboldan uzaklaşmış ve yerine baskılı, kazanılan topu çok hızlı kullanan, sürekli deplase olan, zorlayan, pres yapan, sertlik yapan ve savaşan bir takım olarak sahada boy gösterdi. Bu zorlama daha maçın başında kalecinin hata yapması ile birlikte takımımıza golü getirdi. 20.dakikaya kadar da bu oyun devam etti. Özellikle Barış Özbek müthiş oynadı. Sahada ayak basmadık yer, pres yapmadık adam bırakmadı. Hamleli bir oyuncu olmasından dolayı orta sahada fark yarattı. Hele o presle kazandığı topta Milan Baros’a pasını verse, Baros, boş kaleye ikinci golü atsa, Barış’ın ilk yarı oynadığı futbolu tarif edemez olacaktım. Maçın 20.dakikasından sonra oyun dengelendi. Bir orta saha mücadelesine döndü. 2 takımda iyi mücadele ettiler. Bir posizyonda Mustafa Sarp’ın ayağının kayması sonucu Sezer boş kaldı ve müthiş bir şut çıkarttı. Abartı diyeceksiniz ama dünyada sayılı kalecinin çıkartabileceği bir topu çıkarttı Ufuk Ceylan. Onun böyle bir kurtarışa ihtiyacı vardı derken, Tello’nun falsolu ve sert topuna yaptığı planjonda, ellerinin arasında ki mesafeyi fazla tutunca top arasından sıyrılıp gidiverdi. Dönüşüde gol oldu. Morali çok bozuldu ama oynaya oynaya bu oyuncunun tecrübe kazanacağını düşünüyorum. Özellikle ceza sahası içinde elini sokabileceği her yere elini sokma eğilimi var. Bu benim hoşuma gidiyor. Karpaty maçında ceza yayına kadar çıkıp gelen şişirme topları toplaması ise babalarımızın bize anlattığı Turgay Şeren’e benziyordu. Üstüne düşmek, şans vermek lazım. Harcamamak lazım. Aykut’a daha fazla şans vereceğimize bu çocuğu her maç oynatmak lazım.
Maçın 2. Yarısına gene Rijkaard diyerek başlamak lazım. Özellikle yorulan Elano’yu daha fazla oyunda tutmayarak, Aydın ile yerlerini değiştirmesi mükemmel bir karardı. Normalde bu tür değişiklikleri 60 civarı yapan bir hoca için bu da ayrı bir değişim rüzgarıydı. Galatasaray ikinci yarıya yine çok hızlı ve baskılı başladı. Arda Turan sazı eline aldı ve çaldı, söyledi, söyletti. Rijkaard’ın lider oyuncu ve inisiyatif söyleminin üstüne de cuk oturdu. İstemek lazım. Demek ki isteyince oluyormuş. Bu arada Rijkaard 60 dakika sahada basmadık yer bırakmayan, Eskişehirspor’a aman vermeyen ve yorulan Barış’ı, Lorik Cana ile değiştirerek bir doğru hamle daha yapıyordu. Takımına, yorulmaya yüz tuttuğu dakikalarda anında müdahale ile tekrar canlılık kazandırıyordu. Zaten akabinde, Lorik Cana’nın müthiş gayreti, Arda’nın 45 metrelik boş koşusu, M.Sarp’ın, Arda’nın önüne topu, şiddetini ve falsosunu çok iyi ölçerek yuvarlaması, Arda’nın akıl dolu vuruşu ve Volkan Yaman’ın yetişememesi ile topun ağlarla buluşması Galatasaray’ı 2-1 öne geçiriyordu. Hemen arkasından da canı kaleye girmek istemeyen topu, Servet’in oyun konsantrasyonu girmeye ikna ediyor ve skor 3-1 oluyordu.
Bu dakikadan sonra düşünülen tek şey, buradan maçı verir miyiz oldu?
Rijkaard’da böyle düşünmüş olacak ki, arka arkaya 2-3 posizyonda artık error vermeye başlayan Serkan Kurtuluş’u çıkartıp yerine Gökhan Zan’ı alıp, Neill’i sol beke koyma hamlesi ile maçı bitiriyordu. Evet 70.dakika da maçı bitirdik. Bir teknik direktör işte kenardan böyle mühiş müdahaleler ile maçı sonlandırabilir yada müdahalesiz kalıp, Bursa maçında ki, Karpaty maçında ki gibi kötü sonuçları da doğurtabilir. Geçen sene ki Kasımpaşa maçından sonra ilk kez F.Rijkaard’a alkış tutuyorum. Sahaya çıkarttığı takımdan çok, dizilişten çok, felsefesi sebebiyle ve oyuna müdahaleleri ile aslında elinde çokta kalitesiz bir kadro olmadığını, sadece kullanım hatası olduğunu bize belgeliyordu. Umarım Kasımpaşa maçı sonrası yaşandığı gibi bir daha bu savaşçı, baskılı futbola aç kalmayız.
Maçla ilgili kısa notlar ;
• Servet’in posizyonun da mesafe 1 metre bile yok, penaltı ile de alakası yok.
• Eskişehir çok kötü olduğu için değil, Galatasaray iyi olduğu için Eskişehir kötü gözüktü. Sevgili basın bir kere de hakkımızı versin!
• Eskişehir taraftarının, Rıza istifa seslerine katılıyorum. Geçen sene yedinci de yapmış olsa, o kentte yaşamış birisi olarak, o takımın başında daha coşkulu bir hoca gider diye düşünüyorum. Ayrıca Eskişehir’de yaşamış biri olarak şunu söyleyeyim ki Eskişehir taraftarı delidir, kavagacıdır ama merttir. Galatasaray’a başka, Beşiktaş’a başka tarife uygulayan tatlı su kurnalarının da her zaman farkındadırlar.
• Maçtan sonra, LigTv spikerlerinin, Volkan Yaman’nın topu bilerek çizgiden çıkartmadığını kasteden yorumları mide bulandırıcıydı.
• Arda Turan’nın Galatasaray taraftarı ile çok daha evvel gidip kucaklaşması gerekiyordu. Geç oldu ama olsun, onu da rahatlamış gördüm. Başkana ve hocasına yaptığı jestlerde ayrıca güzeldi.
• Ali Turan gitgide daha iyi oluyor. Bu çocuk gerçekten de çok önemli bir savaşçı. Maç eksiği gittikçe, yerine alıştıkça, kendine güveni geliyor ve ileri de daha fazla destek vermeye başladı. Bu arada Ümit Davala sonrası ilk kez uzun taç atan bir oyuncumuz var ama sanırım bunun henüz hocamız farkında değil ya da bilmiyor.
• Servet, Karpaty maçında başladığı dirilişine devam ediyor. Böyle devam et Servet.
• 33 yaşında ki Ayhan Akman’nın müthiş mücadelesine ise şapka çıkartıyorum.
Hakan Can/ScoutGS
Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.


helal olsun size be!
uyanış,reenkarnasyon fln bence o kadar uzun boylu değildi bu maç..bana kalırsa umut saçmaya da gerek yok bu kadar..ben o kadar ışık saçan bir galatasaray görmedim..eskişehirspor sadece bu senenin düşme hattı için önemli bir aday olduğunu gösterdi o kadar..bir kaç hafta sonra anlayacağız ne kadar ışık saçtığını..haftaya yenilip ah vah demekte var bu işn içinde
Umarım daha iyi yerlere geleceğiz. Bu milli maç arası çok daha iyi gelecektir. Olası transferler ve sakat oyuncularımızın takımımıza dönmesiyle bizleri daha güzel günler bekliyor. Analiz için teşekkürler Hakan Bey.
ayhan hakindaki yorumunuza katilmiyorum!performansi cok kötü, topu alinca ne yapacagini bilmiyor. takima katkidan cok zarari var
ben ayhan a laf edenleri nedense bir türlü anlamıyorum. mustafa sarp ve barış maç boyu ne güzel bir hareket yaptı nede kendini riske atıp geri gelip bir top almadı. Kendilerine gelen topları servet e neill e verip ileri kaçıyolar. Bu gibi durumlarda ayhan gelip topu alıyor. Tabiki bir xavi bir iniesta gibi topları dağıtamıyor ama en azından elinden gelenin en iyisini yapıyor. Hem ben inanıyorumki ayhanda oynamak için göbek atmıyor. 33 üne gelmiş. Oda yaşıtları gibi parasını alıp kulübede oturmak ister. Bu lafımdan sonrada eminimki bu yazıyı okuyanların çoğu o zaman rijkaard onu oynatmasın diyodur. Yönetim transfermi yaptıki Rijkaard onu kulübede oturtsun. Bu seferde cana derler. Yav kardeşim m.sarp ve cana düz oyuncu oyun kurmaz oyunun yönünü çeviremez. Ayhan hiç değilse bu yaşına rağmen arda bir ii bir uzun pas atıyor. Servet tam topu şişirecekken gelip topu ondan alıyor. Sizin gibi aciz ne olduğu belli olmayan kendini taraftar diye nitelendiren kişilerde yok ayhan yok rijkaard der. Ayrıca ultraslan ında sahada futbolcumu var söylemide onların en büyük acizliği. Bence şeref tribününde adam gibi yönetici mi var? Son olarakta şunu söyliyeyim Eğer gerçek bir taraftarsanız Fatih terim vs haberlere inanmayın. Onlar Şardan ın tezgahları. Taraftarı rijkaard a düşman yapıp kötü sonuçların ardından rijkaard ı postalarlar. Sonrada biz kötü gidişatın nedenini bulduk rijkaardmış derler. Sorun bu yönetimde. GALATASARAY A VEREBİLECEĞİNİZ EN BÜYÜK ZARAR YÖNETİM YERİNE BAŞKA YERLERDE SORUN ARAMAKTIR. Hem rijkaard neden defans istiyorum dedi. Çünkü biliyorki son gün bu adnanlar bir ofansif ortasaha yani tarafftarı heycanlandıracak transfer yaparlar sonrada biz transfer yaptık rijkaard takımı kuramadı derler. bu saatten sonrada adnanları ancak MİSİMOVİC kurtarır. üstüne basarak tekrar söylüyorum. GS yi değil ADNANLARI kurtarır. Rijkaard bunların hepsini önceden görüyor ve kendini kurtarmaya çalışıyor. Maç sonu açıklamaları hep bu yönde ayrıca rijkaard son basın açıklamasında defans oyuncusu istediği cümleyi ingilizce söyledi.(Bence tercümana güvenmediğini basına iletti.) Gerisini kendi diliyle söyledi. (hollanda diliyle)
Basını inceden eleştirmişsiniz ama siz de basın gibi yazmışsınız. Biraz skor yazısı olmuş. Tamam takım dün önceki maçlara göre iyiydi ama bu kadar abartmamak lazım. Özellikle orta saha bence halen SOS veriyor. Ayhan hafta içi olaylarından sonra böyle oynadı. Çoğu maçta böyle oynayamaz bir daha. Ama siz hemen bir maç kazanılınca methiyeleri düzmüşsünüz. GS’de çok ciddi bir kalite sorunu var. Orta sahadakilere bakın:Barış, Ayhan, M.Sarp. 3ü de vasat oyuncular. Ama sanki çok süper oynamışlar havası var. Unutmayın bu galibiyette Rıza hocanın riskli değişiklikleri de etkiliydi. Ayrıca eskişehir’in kötü olması da bir artıydı. Son 2 sezondaki Es-es maçlarını hatırlatırım.
Sonunda ya sonunda!
Demek ki neymiş, iş seyircide bitmiyor… Takımda az da olsa istek olunca çokta güzel oynanabiliyormuş…
Bu bizim şampiyonluk yolundaki çıkış maçımız olsun.Güveniyoruz size aslanlar sizde güvenimizi boşa çıakrtmayın.Ayrıca Ufuk konusunda yüzde yüz size katılıyorum.
ayhan orta halli bi oyun ortaya koydu ama çok da iyi değildi. ayrıca ali turan hakkındaki görüşünüze katılmıyorum ondan ne köy olur ne kasaba!
Çok iyi bir analiz olmuş gerçekten. Eskişehirspor maçında takım olarak önceki haftalara nazaran çok çok iyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum.
Ayhan konusuna katılmıyorum tabiki, barış çok çabalasa da Galatasaray’ın oyuncusu değil. Sadece savaşan oyuncu ama topu kullanmayı hiç bilmeyen oyuncu tipi dünyada hiçbir büyük takımda yok artık. Mustafa Sarp ın ise bize ne defansif ne ofansif anlamda hiçbir katkısı yok. Diğer tespitler güzel..
Onur gibi bende Ayhan için dediklerinize katılmıyorum.O Galatasaray’da oynayabilecek birisi değil.Yaratıcılık yok,isabetli pas yüzdesi düşük,her topu aldığında geri dönmeside cabası.Zarar !!
ya kardesim yeter artik ya su takimi yerden yere vurduz ne varki 2mac kaybetdik uefa dan elendik ya sezon boyunca her takim kaybede bilir netice lazim bize kardesler destekleyin takimi yerden yere vurmak degil desteklemek lazim
bu takimin kotu gununde iyi gununde asil tarafdar hep destekler siz GALATASARAYLI deyilsiniz kardesim gidin feneri tutun o guclu besiktasi tutun gucluler ama bir seyi bilinki bu takim turkiyedir
yazıdan sonra takımın hala en büyük sorunu olarak:
defans oyuncuları ve defansif orta saha oyuncuları hazırlık paslarını hep bizim yarı sahamızda yapabiliyor. ve bu hazırlık pasları hazırlıktan öte geçmiyor malesef. takımımız atağa ancak uzun paslarla çıkabiliyor. onlar da biraz şansa kalıyor açıkçası.. ayhan barış balta sarp servet bu konuda gerçekten takımı bir kısırlığa sürüklüyor. aslında yediğimiz goller de gol atamamanın getirdiği baskıdan kaynaklanıyor bence..
jovanovic yalanlanmis oooh insallah yalanlama dogrudur ve bu arada misimovic GSde.
Arkadaşlar benim için öncelikle Futbol, daha sonrada spor bir hobi bir keyif, eğlence aracı. Akşam sinemaya, yemeğe gitmek gibi. O yüzden Takımlarla ilgili sürekli olumlu şeyler duymak okumak istiyorum. Formda futbolcular, güzel goller paslar, heyecanlı oyun görmek istiyorum. Yorumlarında bardağın dolu tarafından bakması gerekir. Sürekli yererek ne kazanıyorsunuz. Çok güzel bir yazı olmuş. Kavgadan istifadan beceriksizlikten bahsetmek o kadar kolay ki. O kadar iki taraflı ki bütün yorumlar. En iyisi iyi şeyleri görmek. Bir arkadaş “bana kalırsa umut saçmaya da gerek yok bu kadar.ben o kadar ışık saçan bir galatasaray görmedim.” demiş.Tamam görmedin de umut saçmanın nesi kötü. Eksikleri söyleyelim yine. Barış hırslı ama çok zeki değil. Mustafa sarp Gsnin orta sahası için yetersiz. Takım daha hazır değil. evet bunlar doğru ama. Üslup yanlış. Takım kötüde olsa bu iş eğlence sektörünün bir parçası. Sürekli sinirli kızgın olmanın bi fayası yok.
AYHAN,BARIŞ VE ALİ TURAN’NIN ÇOKTA İYİ OYNADIĞINI DÜŞÜNMÜYORUM…DEFANSIMIZDA NEİLL VE SERVET GİBİ YILDIZ OYUNCU VAR AMA ORTA SAHA DA SAVAŞAN ÇARPIŞAN FUTBOLCUMUZ OLMADIĞI İÇİN AÇIK VERİYORUZ…SERVET BENCE YÜREĞİNİ KOYUYOR SON ÜÇ MAÇTIR…BENCE HAKAN BALTA BARIŞIN YERİNE ORTA SAHADA DÜŞÜNÜLEBİLİR…ESKİ HAVAMIZI BULMAMIZ LAZIM
Umut veren bir oyun oynamadik, aksine ozguvenini kayip etmekte olan oyunculari gordum, bu durum mac sonu farkliydi. Ayhan, Baris, Ali turan, balta, cana’lan biryerlere gele bilecegimize inanmiyorum. Bunlar savasci oyuncular, ama akilli degiller, Galatasarayimizada yeterli degiller.