Galatasaray-Bursaspor: 0-2

Galatasaray-Bursaspor: 0-2

Tarih: 2010-08-26 | Yorum: 5

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Yazık, gerçekten koskoca bir yazık… Bu kadar eksik ve kısır bir kadro ile çıktığımız bir maçta yakalanan hiçbir pozisyonu gole çeviremeyip üstüne bir de iki tane basit gol yiyerek kendi sahanda ligin ikinci haftasını da puansız kapatmak… Bursaspor’a 18 senedir galibiyet yüzü göstermediğimiz Ali Sami Yen’de ki son maçta bu seriyi bozmak ve ligdeki 2. hafta sonunda Manisaspor ile beraber ligin dibinde yer almak…

Aslında durumun vahametini anlamak adına maç kadrosuna bakmak yeterliydi. Defansa şöyle bir göz atarsak; Kalli dönemindeki futbolunu her maç biraz daha aratan ve yaptığı açıklamalarla herkesi kendinden soğutan bir Servet oynayacaktı Neill’in yanında. Defansın solunda ise bu seneki hiçbir maçta bekleneni veremeyen ki daha geçen maçta yenilgimize neden olan golün sebebi olan ve bu maçta da saç baş yolduracak bir formsuzluk ve umursamazlık sergileyecek olan bir Hakan, sağında da oynadığımız sistemin beki olmaya müsait bir oyun yapısı olmayan ve bize gelebilmek uğruna 6 aydır da maça çıkmamış bir Ali Turan. Uzun süreden beri kanayan yaramız olan orta sahaya ise hala gerekli takviyeler yapılmamış ve bu maçta da yine Barış, Ayhan, Mustafa üçlüsüne emanet edilmişti. Kadrodaki tek avuntu sebebi olan ileri üçlüde ise Kewell, Baros ve Arda oynayacaktı. Bunların yanında Rijkaard’ın artık geç kalmış olsa da Aykut’u kesip, kaleci tercihini Ufuk’tan yana kullanması da nadir olan güzel ayrıntılardan biriydi.

Sahadaki 11 oyuncunun dışında maçın yedek kadrosuna değerlendirme aldığımızda da yine ortaya çıkan tablo pek farklı değildi; kulübedekilerin tamamı maça girdiğinde pek bir etki bırakamayacak oyunculardan oluşuyordu. Zira ya maç kondisyonları eksikti ya da daha oyun ve tecrübe anlamında pek tatmin edici durumda değillerdi. Pekte olumlu bakılacak bir taraf yoktu kısaca maç öncesi koşullarda, ama öngörülenin aksine hızlı başlamıştı Galatasaray maça Bursaspor karşısında. Özellikle ilk 15 dakika rakibe top göstermemiş, kaptırdığı topları pres uygulayıp geri almış ve oyunu rakip sahaya yıkmayı başarmıştı. Üst üste kornerler, uzaktan şutlar, kaçan pozisyonlar derken dakikalar 15’i gösterdiğinde maalesef yine gol yeme alışkanlığımızı inatla devam ettirerek çok basit bir gol yiyor ve skor üstünlüğünü rakibimize veriyorduk. Her ne kadar yenilen bu gol moralleri bozsa da ortaya konan bu baskılı futbolumuz sekteye uğramadan devam ediyor, özelikle de ilk yarı sonlarına doğru bulduğumuz pozisyonlar ile 1-1’i bulmaya çok yaklaşıyordu takımımız, fakat gerek beceriksizlik, gerekse şanssızlık nedeniyle pozisyonları gole çeviremiyorduk. Artık ilk yarının son dakikalarına girip hakemin düdüğü beklenirken 19. dakikadan sarı kartı bulunan Volkan topa elle müdahale ediyor, hem de hakemin gözü önünde bunu yapıyor zaten kendi bile kırmızı kart alacağını düşünerek yüzünü ekşitiyor. Fakat ne hikmetse maçın hakemi bunu görmüyor, maçın yıldızı sayılabilecek Volkan’ı atmayarak maçın kaderine etki ediyordu.

İkinci yarıya değişiklik yapmadan aynı kadro ve yine aynı gol bulma düşüncesiyle başlayan takımımız bu yarıda da beraberliği ve belki de galibiyeti getirebilecek gol pozisyonları buluyordu aslında ilk yarıdan farksız olarak. Fakat geçtiğimiz Karpaty maçının yıldızı olan ve sallantıda olan tur ümidimizi attığı gollerle artıran Baros maalesef bu maçta pek parlak bir görüntü çizmiyor ve özellikle de 55. dakikada Barış’ın sağ tarafta yerden ortasına altı pastan dokunamayarak çok önemli bir gol pozisyonunu harcıyordu. Zaten 70. dakikaya kadar maçın görüntüsü bizim girdiğimiz ve kaçırdığımız pozisyonlar üzerinde devam ediyordu nadir Bursaspor ataklarını saymazsak ama ne zaman ki bu dakika da bir hamle yapma gereği duyan Rijkaard Barış’ı çıkararak oyuna iki aydır maça çıkmayan, sakatlıktan yeni kurtulmuş bir Elano’yu sürme gereği duydu, işte bu dakikadan sonra maçın seyri değişti. Bu değişiklik ile birlikte presimiz ve topu ön alana yıkma isteğimiz kayboldu, bunun sonucunda Volkan ve Sercan çok daha rahat toplarla buluştular. Nitekim 2. golün gelmesi de çok uzun sürmedi ve 82. dakikada Neill’in uzaklaştırma için ceza sahası dışına topu vurduğu top Ergicin önünde kaldı. Önünde kalan topa şutu gecikmeyen Ergic’in vuruşu da Neill’e çarparak Ufuk’u kontrpiyede bıraktı ve durum 2-0 oldu, böylelikle maç bizim açımızdan bitmiş oldu.

Maç bitiyordu bitmesine ama işte tam da bu dakikalarda eşi benzeri görülmeyen bir tribün şov(!) başlıyordu Ali Sami Yen’de. Geçen seneki Antep maçında onlarca pozisyona giren Nonda’yı transfer iştahı nedeniyle ıslıklayan, yuhalayan o güruh bu sefer tribünde Nonda tezahüratlarında bulunuyor, keza Nonda diye bağırdıktan iki dakika sonra onu gönderen Üstünel için de stadı inleterek ironiye yeni bir boyut katıyorlardı. Bunlarla da bitmiyor; gittiğinde iyi para kazandık, güzel oldu diye yorumda bulunulan adam Keita için de yine tezahüratlar es geçilmiyor, en sonunda da tüm her şey Sezgin’e bağlanıp istifaya davet ediliyordu. Eleştiri elbet olacak, ama bence takımın şu anki imkânlar ve sahaya çıkan kadro dâhilinde oynadığı bu futboldan sonra alınan mağlubiyette yapılacak eylem bu tarz olmamalıdır ve ayrıca bu içerikte de olmamalıdır. Tabi ki kimse tozpembe bakmaz uzun yıllar sonra 2 maçta da sıfır puan çekerek başlanılan lige ama eleştirinin, yapılacak bir eylemin yeri, zamanı ve özellikle de içeriği iyi ayarlanmazsa ortaya çıkan durum şu son maçtan pekte farklı olmayacaktır.

Sonuç olarak toplayacak olursak, yetenekleri üst düzey olmayan bir kadro sahada olmasına rağmen canla başla ve tüm gücüyle mücadele eden bir kadro olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz bu maç için. Fakat avuntu sebebi dediğimiz futbolcularımızdan Arda ve özellikle de Baros’un formsuzluğu maalesef bizim gol yollarında yaşadığımız sıkıntının başlıca sebeplerindendi. Pozisyona girmekte bu maç zorlanmadık aslında ama girdiğimiz pozisyonları gole çevirebilecek o bitiriciliği ve yeteneği de pek sahada göremedik doğrusu. Tabi ki atamadığımız gollerde yaptığı kurtarışlarla takımını rahatlatan Ivankov ve atakları kesmek adına tüm hırsıyla mücadele eden Bursaspor stoperlerinin de katkısını unutmamak gerek. Hücum anlamında takımını sırtlayarak bizim Arda’dan beklediklerimizi rakip adına ortaya koyan Volkan Şen’i de bu listeye yazmak lazım. Gerçekten farka gidebileceğimiz ve bariz üstün oynadığımız şu karşılaşmayı çok komik gollerle kaybetmek her ne kadar acı da olsa, kaybeden bir Galatasaray’ın böyle bir oyun ortaya koyması da kötü bir gecenin iyi yanlarından biriydi.

Selçuk Kılınç – ScoutGS

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.

“Galatasaray-Bursaspor: 0-2” için 5 Yorum

  1. ongan diyor ki:

    bence ali turan in sag bekte oynatilmamasi gerek, orda neill veya baska biri oynayabilir. Belli ki adam stoperden baska oynayamiyor.

  2. erdem diyor ki:

    Üzülerek söylüyorum Galatasarayımızı çok daha kötü günler bekliyor…Ve yönetim bunu hiçbir önlem almadan izliyor:( Transferin şart olduğunu yönetim dahil herkes biliyor ancak bu saatten sonra transferde beklemiyorum…

  3. mustafa k diyor ki:

    Valla bravo arkadasim. Koca medyada sunlari yazan bir kisi yok. GS yi fena SIKISTIRIYORLAR medyada. Ama Nonda ve Haldun ustunel noktalari tam yerinde. Tebrik ederim.

    Gunu gunune yapilan elestrilere katilmak mumkun degil. MEsela Ayhan, bence son 1 yildaki en iyi performansi gosterdi. Bence Mustafa Sarp orta sahanin en zayif halkasi. Evet pozisyona giriyor ama malesef en az 3-4 kritik pas hatasi ile oynuyor ve rakibe direk pozisyon oluyor bunlar.

  4. Wolverine diyor ki:

    Maç bittiğinden beri aynı şeyi diyorum… Biz tek kale oynadık sadece hep yaptığımızı yaptık yenmeyecek gollerle maçı hediye ettik… Yoksa sahadaki Galatasaray aslanlar gibi mücadele etti ama aslan gibi pençe atamadı… Güzel günlerin gelmesi dileğiyle…

  5. Haldun Üstünel diyor ki:

    Wolverine futbol sadece atak yapmak değildir..!savunmada bu kadar açık verip gol yiyorsan takımda büyük problem var demektir..değeri GS’ın 10da 1i etmeyen belgrad bile orta sahadan elini kolunu sallaya sallaya gelip gol atıyor.. resmen gelinde atın diyor gs.. atak yapmakla olmuyor herşey..!

Yorum yapın