Galatasaray – Fenerbahçe ST Dostluk Kupası Maç Analizi

Galatasaray – Fenerbahçe ST Dostluk Kupası Maç Analizi

Tarih: 2010-07-22 | 40 Kez Okunmuş.

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Hazırlık maçları ne anlama geliyor?

1. Oyuncularını takımın sistemine hazırlamak.
2. Oyuncularına kondüsyon yüklemek
3. Takımı birbirine alıştırmak ve birliktelik, ahenk sağlamak.
4. Alternatifi az olan bölgelere oyuncu devşirmeleri yaparak, denemeler yapmak.
5. Bol bol genç oyunculara şans vererek kendilerini göstermelerini sağlamak.

Galatasaray bu anlam da 3 tane hazırlık maçı yaptı ve hepsinde de tüm bu yukarıda yazanları kolaylıkla uygulama şansı buldu.

Geldik 4. hazırlık maçımıza. Bu hazırlık maçının etiketin de derbi yazıyor. Galatasaray–Fenerbahçe derbisi. Yani sıkıntı var. Galatasaray’lılar üzerinde son yıllarda oluşan ciddi bir baskı var. Kazanamıyoruz ve sürekli olarak alay konusu oluyoruz. Yani bu bir hazırlık maçı değil. Önem verilmesi gereken bir maç.

Peki benim Teknik Direktörüm ne yaptı?

Beni alakadar etmez kardeşim, bu benim için bir hazırlık maçıdır, ben gene oyuncu denemeleri yapacam dedi. Öncelikle saygı duyuyorum. Rijkaard ve statükosundan geçen sene de çok bahsetmiştim ki böyle bir derbi de de bunu bir kez daha tescillemiş oldu. Bazı prensipleri ve doğruları var ve kesinlikle bunlardan ödün vermiyor. Şartların önemi yok, elinde ki malzemenin önemi yok!

Sağ bek – Ali Turan (Stoperden bozma)
Sol Bek – Serkan Kurtuluş (Sağ bekten bozma)
Forvet Arkası – Musa
Ön Libero – Mustafa Sarp

Dos Santos ve Miroslav Stoch gibi 2 oyuncusu olan bir sol kanata karşı Sabri ile oyuna başlamamak!

Rakibin sağ beki Bekir gibi yetersiz bir oyuncu iken Arda’nın arkasına, bindirme yapamayan, yapsa bile sürekli topu sağ ayağı kontrol edip, pas açısı kaybeden, orta yapamayan, yetersiz kalan Serkan Kurtuluş ile başlamak!

Oynadığı yer itibari ile sürekli arkası dönük top almak zorunda kalan ve maalesef bunu orada ben becereme diye bağıran Musa’yı o bölgeye monte etmek!

Geçen senenin ikinici yarısı ben bu takım için yeterli değilim. Yedekte otururum diyen ve bunu bas bas bağıran Mustafa Sarp’a ciddi anlamda tahammül etmek! Kaldı ki Fenerbahçe orta sahasında Topuz ve Belezoğlu gibi 2 tane de lokomotif oyuncu yok. Oynasana Ayhan ile, Barış ile, Emre Çolak ile. Yok hazırlık maçı ya, icat yapacağız!

Yahu yönetim bir hata yapmış, sezon öncesi böyle saçma sapan bir maç organizasyonuna girmiş, zaten Fenerbahçe’yi yenebilmen için her şeyi mükemmel yapmak bile yetmiyorken, yakalamışsın işte şu Fenerbahçe’yi böyle orta sahasız, forvetsiz, hatta defanssız, al maçı ciddiye salla 5 tane, 6 tane, Bolu tünelinde timsah yürüyüşü yapan ama halen çıkamayan konvoya, bir yenisini daha ekle, şu taraftarının yüzünü güldür.

Ama olur mu?

Biz sistem deneyeceğiz, oyuncu deneyeceğiz, ileri ki yıllara yatırım yapacağız derken, sezonun başında Bolu tüneline gidip timsahın elinden tuttuk ve gene kardeşliğimiz yaptık!

Kim demiş bu iki takım dost değiller diye?
Bunu dost yapmaz yemin ediyorum!
Kardeşten öteyiz!

Böyle söyleniyorum ama çokta kızmıyorum yani Rijkaard’a. Bu onun öngörüsüdür, cereyan eden durumu sezememesidir, falandır, filandır. Ben elimize geçen bu fırsatı kullanamadığımıza yanarım. Maça, 2. Yarıda ki sistemle, dizilişle başlamış olsak, bu maç fark olurdu. M.Batdal kral olurdu. Ama Rijkaard bunu istemedi. Zaten daha sonra yaptığı oyuncu değişiklikleri ile de bunu belgeledi. Takıma gol lazımken, takımda ki tek alternatifsiz adamı çıkartıp, takımı forvetsiz bırakmanın başka bir anlamı var mı? Denemeler yaptık, başarılı da olduk. Rijkaard, mutludur, sahada istediklerini almıştır ama biz mutsuzuz. Bunu da onun anlamasını beklemek hayal olur zaten. Biz mutlu olacaz diye, kendinden ödün versin demiyorum ama bu maç oyuncu deneme yahu. Başka bir ciddi maçta oyuncu dene olmaz mı?

Maça gelirsek, 90 dakika sahanın tek hakimiydik. Fenerbahçe maçı hiçbir an forse edemedi. Bunda sezonun başında, bir derbi maçta, bu kadar çok eksiğin varken 10 kişi kalmakta etkendi tabi ki. Bu arada da tipik bir şekil de golleri geldi.

Mustafa Sarp çok temiz bir çalım yedi. O çalım yenir.
Baroni, Santos’u çok güzel gördü.
Ali Turan, harika refakat etti.
Dos Santos, müthiş vurdu.
Ufuk, ise hiçbir kalecinin kurtaramayacağı bir golü yediği için güven vermedi oldu!
Çocuğa sanki başka top geldi!
Topta güvenemedi herhalde o yüzden gelemedi!

Maçın 2. Yarısı ise sahada Ayhan Akman ve Serdar Özkan adeta büyülediler.
Sabri ve Barış, çok etkili oldular.
Arda Turan gene çok iyi oynadı.

Ama takım ileri de tek forvetle oynarken bile posizyon bulmakta zorlanırken, o da çıkınca harika atak organizasyonları yapan bir takımın, 10 kişilik ve bitmiş bir takıma gol atamadığını gördük. 90. Dakika da, Arda Turan artık Para-psikolojik, psişik güçlerin olduğuna, kesin bir büyünün olduğuna inandırdı. Sanki, Aziz Yıldırım vodoo büyüsü yapmış ve elinde sahaya çıkan oyuncularımızın bez bebekleri var. Top tam da gol olacakken, bizimkilere geldiğinde, başka türlü bu kadar saçma sapan hareketler yapamazlar çünkü. Her bir oyuncumuza top geldiğinde iğneyi batırıyor Aziz Yıldırım, bez bebeklere! Ben artık buna inanıyorum.

Genel anlamda takımı, özellikle 2. Devre beğendim.
Sıkıntılı bölge, M.Sarp ve Musa’nın oynadığı bölge.
Bu bölgeye de takviye yapılacak.
Görüşülen isimler gelirse şayet, cuk oturacaklar.
Bunun dışında takımın tepki veriyor olması, sert futbolu hoşuma gitti.
Sezon başı olmasına rağmen kondüsyonları fena değil, aman aman kilo fazlası olan da yok gibi gördüm.

Maçın yıldızı ise hakemdi. Bir ara Alex ve Arda hakeme beraberce gidip konuşsunlar ve hakemi sakin olmaya davet etsinler diye bile düşünmedim değil!

Maçın adamı ise her zaman ki gibi Selçuk oldu.
İlla bize bir gol atacak.
Bu sefer de gitti durup dururken hakeme çelme taktı ve takımını 10 kişi bıraktı.
Biz de 10 kişiye yenilmek zorunda kaldık.
Nedir bu Selçuk’tan çektiğimiz bilmiyorum!!

Not : Galatasaray 0 – Fenerbahçe 1

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.