Galatasaray – Karpaty Lviv : 2-2
Tarih: 2010-08-21 | 50 Kez Okunmuş.
Bir Baros`un oyuna girmesi nasıl farketti dimi? “Batdal iyi oynadı” diye düşünenler Baros girdikten sonrasını iyi izlesin. Tek santraforla oynayan bir takımda Batdal turu hareketsiz, ağır, top taşıyamayan bir santrafor hiçbir şeye yaramaz. Çünkü marke edilmesi en kolay santrafor türüdür. Ama Baros gibi hareketli, süratli, mücadeleci bir futbolcu hiçbir şey yapmasın rakip savunmanın dengesini bozar. O zaman sen rakip kaleye yaklaşıp, pozisyon bulabilirsin.
Baros oynayabilir durumda iken Rijkaard`ın Batdal`ı sahada tuttuğu her dakika benim kendisine olan inancımı tüketiyor. Etoo ile nerdeyse santraforsuz bir şekilde büyük başarılar yakalayan teknik ekibin, Batdal tercihini, ilk önce kendi oyun felsefelerine ihanet olarak değerlendiriyorum.
İlk yarıda oynanan güdük futbolun en önemli sebebi Barossuz başlamaktır kanımca. Ve tabii ki kalitesiz, beceriksiz sürüyle futbolcu. Bir takımda kaliteli futbolcular çoksa, yanlarında oynayan vasat futbolcuların da iyi performans göstermelerini sağlayabilirler. Tam tersi olarak sıradan futbolcular çoksa kaliteli adamların da performansı düşer. En güzel örnek dün akşam ki Kewell’dır mesela. İlk yari ve 2. yarı performansına bir bakmak lazım. Yine Serdar ve Ali Turan kanadı buna önemli bir örnektir. Mesela Serdar`ın arkasında Sabri olsa bu denli kötü oynamayabilirdi. Sabri her pozisyonda bindirip Serdar`ın olumlu işler yapmasını sağlayabilirdi kanımca. Ya da Ali`nin önünde Keita olsa, o da daha dengeli oynayıp var olan gücünü savunmaya saklayıp, adamlarını kaçırmazdı. Varsayım tabii bunlar, olmadan bilemeyiz ama gerçek olan tek şey bu takımdaki vasat futbolcu sayısı Karabükspordan farklı değil. Hatta KARABÜKSPOR`da olsa, banko oynayamayacak futbolcular var bu takımda. Bu gözle bakarsak ilk yarıda ki rezil futbolun sebebini anlayabiliriz.
İlk gole bir bakalım. Şimdi tekrarını izledim. Ali Turan adamı kaçırıyor ki bence olmayacak bir hata değil. Ama Servet`in temel savunma bilgilerinden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha anladım. Rakip kanat oyuncusu sıfıra iniyor ve santrafor Servet`in yanından fırlıyor ve Servet kovalamaya başlıyor. Bir stoper her an marke ettiği adamın yerini bilmek zorundadır. Hele kanattan gelen bir tehlike varsa o golü o santrafor atacaktır, başkası değil. O yüzden adam kaçar kaçmaz direk santrafora bakıp, ona göre hareket etmeli, SONUNA kadar bütün kuvvetiyle koşmalıydı. Servet ise adam yanından geçtiğinde gördüğüne şaşırıyor sanki. Farkında bile değil adamın yerinin. Yine de gol vurusundan önce yetişebilecek duruma geliyor ama inanılmaz bir şekilde seyrediyor önüne geçmeye çalışmak yerine. Gerçek bir stoper bu golü yedirmez takımına. O gol bir stoper için utanç vericidir.
Şimdi aklıma geldi aynı pozisyonun bir benzerine Baros girdi ve rakip defansın nasıl Baros’un önüne geçtiğine ve ayağını sokup topu uzaklaştırdığına bir bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.

İkinci golü yazmaya bile gerek yok. Hakan Balta’nın son 2 yıldır oynadığı vurdum duymaz, umursamaz, ürkek futbolun bir sonucunu daha gördük. O pozisyonu tam anlamıyla yaşasa göğsüyle dışarı atmak yerine kafasıyla öyle bir uzaklaştırır ki topu, top Numaralı`ya gider. Oyunun her daim içinde, canıyla dişiyle oynayan bir futbolcu (mesela Bülent Korkmaz) olsa öyle yapardı, hem de hiç düşünmeden. Ama işte Balta gibi oyunu yaşamayan, “aman başıma bir bela açılmasın, inisiyatif almayayım” düşüncesiyle oynayan bir futbolcu olursa, böyle garip şeyler dener ve kendi kalesine gol atmış kadar olur .
2. yarı biraz şanslı olsak 4-2 bile biterdi bu maç. Çok yazık oldu kaçan gollere. Umarım orada da 2. yarı oynadığımıza yakın bir futbol oynarız.
Takima diyecek bir şey bulamıyorum. Ayhan, Mustafa, Barış gibi bu takımda ancak rotasyonda kullanılabilecek futbolcuların aynı anda banko oynamaları bir yönetim başarısıdır. Oyunculara yüklenmek ayıptır. Hatta Ayhan yine iyi oynadı, elinden geleni yaptı.
Arda kötü günündeydi enteresan şekilde. Çok yorgun gözüktü tribünde bizlere. Sadece Kewell, Baros ve Lucas mağlubiyeti sindiremediler ve direndiler. Ne kadar enteresan ki bu 3 futbolcu da yabancı. Bir pozisyon vardı belki hatırlayan olur. Bir atak yaparken topu kaptırdık ve ani bir kontra yedik. Geriye kosan 3-4 futbolcudan ikisi Kewell ve Baros`tu. Hem de nasıl süratle, nasıl hırsla. Ellerimiz patlayana kadar alkışlamamız lazım bu iki aslanı. Yetenekleri bir yana yenilgiyi kabullenmemelerini altyapılarda ki çocukların beynine kazımalıyız. Zaten geçen sene bu takım şampiyon olamadıysa en büyük sebep bu iki çok büyük futbolcunun ligin final bölümünde olmamasıdır. Ve biz bu Kewell`i gönderecektik!!!!
Bu takıma en az 3-4 takviye şart görünüyor. Ve yapılacak umarım.
ScoutGS / Ali Erdoğan
Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.
