Sivasspor-Galatasaray:2-1

Tarih: 2010-08-15 | Yorum: Yok
Maç öncesinde aslında beklenen kadro; sakatlıklar, hastalıklar ve beklenen transferlerin bir türlü bitirilememesiyle birlikte kimsenin içine sinmeyen bir tablo çiziyordu. Özellikle de Rijkaard’ın 4-3-3 dizilişindeki oyuncu yapısı düşünüldüğünde, durumun biraz da vahim olduğu ortaya çıkıyordu. Bilhassa pek de alternatifi bulunmayan bölgelerde yaşanan hastalık ve sakatlıklar, sezonun daha ilk haftasında tabloyu iyice bozan unsurlar olarak karşımıza çıkıyordu.
Sağbekin bence tek ismi olan Sabri, forvet bölgesinin en kritik oyuncusu Baros, Hakan Balta’nın stoperde daha çok tercih ediliyor olması nedeniyle sol bekteki ilk isim olması beklenen Çağlar, sağ forvetin tartışmasız ilk onbir ismi olan Pino ve onun alternatifi olan Serdar… Tüm bu eksikliklere, orta sahada ilk onbirde oynayacak iki geciken transfer de eklenince ilk haftaların pek de kolay geçmeyeceği ortaya çıkmış oluyordu.
Sağ ve sol bekte hucuma katkısı çok kısır kalan Ali Turan ve Hakan Balta ikilisi, önlerinde yine oyun kurma becerisi yetersiz kalan Mustafa ve Ayhan ikilisi (Cana’yı sahadaki görevi nedeniyle ayrı tutuyorum) ve sağ forvette mecburiyet nedeniyle görev alan ve haliyle soru işareti olan Emre Çolak yaşanacak pozisyon sıkıntılarının ön habercileriydi.
Mustafa Sarp bu sezona da hızlı başlamış gözüktü. OFK Belgrad ve Sivas maçlarında attığı goller nedeniyle. Ancak gol atıyor olması bizi o kadar da yanıltmamalı. Zira ondan ve onunla birlikte Ayhan’dan beklenen bunların çok daha ötesinde işlerdi. Zaten orta saha problemi bireysel yeteneklerden çok, bunların pozisyonun gerektirdiği yeteneklerle örtüşmemesi ve birbirini tamamlayan oyuncu yapısı eksikliğinden kaynaklanıyor. Bazen, aralıklı periyotlarda, başarı yakalayabilirler ancak tüm sezonun yükünü omuzlarına bırakmamak gerekir. Olması gereken ise; üçlü orta sahada, bu iki oyuncuya Barış’ı da eklersek, en fazla bir tanesinin yer alabiliyor olmasıdır. Bundan fazlası bizi geçen sezonda ve bu sezonun başlangıcında olduğu gibi üretkenliği çok zayıf hale gelmiş bir takım hüviyetine büründürür.
Lorik Cana bir ön liberonun nasıl oynaması gerektiği konusunda ders veriyor. Alan daraltıyor, rakibi rahat bırakmıyor, pas alacak pozisyonu arıyor ve aldığı topları en kısa sürede ve en net şekilde arkadaşlarına iletiyor. “Saygıdeğer” LigTV spikerleri bunun aksini iddia etmiş olsalar da Cana görevini gayet iyi yerine getirmektedir. Sıkıntı, ona eşlik eden iki orta saha oyuncusunun oyun kurgusunda ve pas trafiğindeki görevlerini yerine getirememeleridir. Cana’nın bireysek olarak tek sıkıntısı ise kondisyon eksikliği ve kilo fazlasıdır şu anda.
Arda’nın geçen sezona göre daha derli toplu oyunu ve şut tekniğindeki gelişim bu sezona olumlu yansıyacaktır. Ancak bu maçta ne yazıkki tüm hucum organizasyonun onun sırtına yüklenmiş olması etkisizmiş gibi gözükmesine neden oldu.
Ali Turan ve Hakan Balta ikilisi maç öncesi endişelerin haklı olduğunu tasdik eder performanslarını sergilediler. İleriye çıkışları ağır, zamansız ve etkisizdi. Özellikle Ali Turan, 6 ay futboldan uzak kalmış olmasının sıkıntılarını henüz üzerinden atamamış bir görüntü verdi. Rijkaard’ın zaten bu iki oyuncuyu da stoperde düşündüğünü göz önünde bulundurarak kanat beklerimize takviye gerektiği sonucuna varabilmemiz mümkün.
Aykut bu senenin kale açısından pek rahat geçmeyeceğini gösteriyor. Basit ve yavaş gelen topları bile zorlanarak çıkarıyor. Hemen her pozisyondan sonra da defans oyuncularına inanılmaz tepkiler gösteriyor. Bu görüntüsü ile sezon sonunu getirebilir mi kestirebilmek güç.
Servet aksıyor. Aklının yurt duışında olduğu zaten geçen yılın biriminde basın mensuplarıyla yaptığı röportajlardan belliydi. En iyi bildiği markaj işinde bile basit hatalar yapabiliyor. Korner çıkışlarındaki mecudiyeti iri cüssesiyle kalabalık yaratmaktan öteye geçmiyor.
Her maç sonunda Emre Çolak’a neden şans verilmiyor sorusunun cevabını yine en iyi kendisi veriyor. İkili mücadelelerden kaçıyor, adam eksiltemiyor, top aldığında kafasını kaldıramıyor. Bu sonuncusu en büyük handikapı. Bu yüzden de gelen her topu yana veya geriye oynamaktan ileri götüremiyor. Daha çok çalışması gerektiği ortada.
Maçın hakemine bakacak olursak sakin ve oyuna hakim bir görüntü sergiledi. Tek kritik hatası Sivas’ın birinci golü öncesi Mustafa Yıldız’ın kendini yere bırakmasına verdiği faul oldu.
Sonuç itibariyle, sezona başlamış olmamıza rağmen halen bir çok bölgede transfer ihtiyacı baş gösteriyor. Sıralayacak olursak; iki yönlü orta saha, orta saha, sağbek, solbek, kaleci ve forvet . Temel sıkıntılarımızın başında gelen yerli kadro yapısındaki kalitesizlik geçen sezonkinden bile daha kötü seviyede. Bunların hangileri çözülür bilemiyorum ancak bir gerçek varki sisteminden yılmayan Rijkaard ve onun sistemine tamamen ters ve dengesiz bir kadro yapısı ile sezon başlangıcındaki tablo hiç iç açıcı durmuyor.
Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.

