Bekler Dururuz…

Bekler Dururuz…

Tarih: 2010-08-23 | Yorum: 12

  • Twitter
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Delicious
  • StumbleUpon
  • E-Mail

Transfer dönemi kapanmak üzere ve Galatasaray’da daha hangi yabancı oyuncunun gelip hangisinin gideceği belli bile değil.

Daha geçenlerde Polat “Transfer esasında çok kolay, karşı kulübün istediği parayı verin, futbolcunun istediği parayı verin ve alın getirin.” dedi.

Eylül ayı geldi neredeyse, Avrupa’da tur tehlikede, ligde ilk maçımızı kaybetmişiz ve “esasında çok kolay” olan transferler hala yapılmamışken, başkanımız basına ve taraftara transfer dersleri vermekle meşgul.

Sonra da devam ediyor ve diyor ki “Ondan sonra da ödemeye gelince, (İşte ödemeyelim veya erteleyelim) gibi bahaneler bulalım; biz onu yapmak istemiyoruz.”

Madem ödeme yapmak istemiyoruz, o zaman bedavaya oynayacak, ödeme yapmamız gerekmeyecek oyuncuları mı almak istiyoruz?

Ödeme yapmak istemiyorsak, ödeme yapamayacaksak, o zaman ne diye transfer yapmaya çalışıyoruz ki?

Peki bize koskoca Galatasaray’ın neden transfer yapamayacak duruma geldiğini de lütfedip anlatabilirmisiniz?

Tekrar devam ediyor başkanımız ve diyor ki “Yoksa transfer yapmak çok ahım şahım bir iş değil; neticede tüm dünyada Türkiye’ye gelen sporcuların hepsinin arzusu fazla para kazanmak; o fazla parayı verin ona, kulübüne de istediği parayı verin, oyuncuyu getirirsiniz buraya..”

Gelen oyuncular para kazanmak istiyorlar, hem de şu anda kazandıklarından “daha fazla para kazanmak istiyorlar”, biz ise ödeme yapmak istemiyoruz, değil daha fazla para vermek, para bile vermek istemiyoruz. O zaman biz bu problemi nasıl çözmeyi düşünüyoruz acaba?

Sahada aynı anda oynayabilecek oyuncu sayısı 6, ki elimizde şu anda zaten 6 yabancı var: Elano, Neill, Cana, Kewell, Pino, Baros. Gelecek adam zaten eldekiler varken onlarla beraber aynı anda sahada olamayacak.

Elde zaten 6 tane yabancı varken, akıl karı bir iş mi yapıyoruz yeni yabancı oyuncular getirerek? Nereden bakarsak bakalım, yabancı oyuncunun en kötüsü bile büyük bir ihtimalle yerli oyuncuların çoğundan fazla para kazanacak.

Polat devam ediyor: “Kaldı ki transfer sezonunun bitmesine daha 14 gün var, biz daha transferlerimizi bitirdiğimizi söylemedik. Transferlerimizi yapacağız.”

Yıllardır son günlerde yapılan transferlerden ağzımız az yanmadı mı da hala transferi son güne bırakma sevdasındayız? Ağzımızın daha kaç kere yanması lazım ki bu son gün transferlerinden ders çıkarıp, bu sevdadan vazgeçmemiz için?

Paramız yok ve para vermek istemiyoruz, ama aynı anda transfer de yapmak istiyoruz. Her ne kadar “hani bir kaç yetenekli adam bulur getiririz, belki Ribery gibi yıldızları parlar” diye de düşünmek istesek de düşünemiyoruz çünkü Polat’ın konuşması şöyle devam ediyor, “Galatasaray taraftarlarının da arzu ettiği nitelikte sporcular olacak.”

“En önemlisi, teknik heyetimizin, takımın ihtiyacı doğrultusunda transfer yapmak istiyoruz. Çok isimler geldi gitti Türkiye’ye. Galatasaray’a da geldi gitti. Ama isim olmak yetmiyor. Arzu edilen bu 11 kişinin oynadığı futbol neticede bir mekanizma, bir makine. Bunun ihtiyacı olan parçalarını getirip oraya koymak lazım. Bunu da en ekonomik şekilde sağlamak lazım. Biz onun için uğraşıyoruz şu anda. Görüşmelerimiz sürüyor. Daha önce de söylemiştim, bir saat sonra da bitebilir, bir hafta sonra da bitebilir. Ama transfer sezonu bitmeden, Galatasaray ihtiyacı olan futbolcuları muhakkak alacaktır ve almamız da lazım. Önemli olan bu transfer sezonu bitmeden önceki dönemde oynanan müsabakalardan herhangi bir şekilde kötü netice almadan yola devam edebilmek. Çünkü biz eylül ayında tam takım haline gelmiş oluruz. Ondan sonra da bu takım bence iyi yol alır.”

Maalesef açıklamaların neredeyse tümü birbiriyle çelişen açıklamalar. Gelen isimlere bir bakıyoruz ve son devrelerden aklımıza hemen Linderoth, Lincoln, Nonda, Dos Santos ve Jo geliyor.  Hayatında sakatlanmayan Linderoth’un genetik bir kemik büyümesi problemi yüzünden çekmediği sorun kalmadı ve de dolayısıyla futbola veda etmek zorunda kaldı. Ne yönetimi suçlayabiliriz, ne de kendisini çünkü milyonda bir olacak bir problem, adamcağız bize geldikten sonra ortaya çıktı. Normal sağlık testlerinde de görülmeyecek bir problem olduğundan, sakatlığı bizim şanssızlığımız oldu.

Lincoln’e önce basın vurdu, sonra taraftar. En son darbeyi de yönetimden yedi.  Futbolcu da insan sonuçta, her insanin karakter yapısı farklıdır ve de maksimum verim alabilmek icin her futbolcuya farklı bir yaklaşım gerekir; yabancılar bizim teknik direktör diye hitap ettiğimiz kişiye “menajer” diyorlar çünkü en büyük sorumlulukları gerek saha içinde olsun, gerek saha dışında olsun oyuncuları idare etmektir. Skibbe buradayken Lincoln’un hiç bir sorunu yok iken, son dönemde ise kurtların önüne yem olarak atıldı. Parası yüksek geldi, ödeme yapılmak istenmedi ve de uzaklaştırıldı. Alınırken parası çok değildi de, alındıktan sonra mı bir anda batmaya başladı? ”Kolay olan transfer olayında” ödememe durumuna düşme problemi oyuncu alınmadan niye tartışılmadı, ya da önlenemedi, hatta hiç bir tedbir bile alınmadı? Basın oyuncunun bavulunun ebatlarına takıp, saat kaçta tuvalete gittiğini bile manşet diye verince ise yönetimden neden hiç bir destek gelmedi? Kulübün oyuncusuna kulüp niye sahip çıkamadı, daha doğrusu çıkmaya bile çalışmadı? Yoksa “verilen paranın miktarı çok yüksek, belki çeker gider de paradan tasarruf ederiz” mi dendi?

Nonda takımın en skorer oyuncusuyken Jo için takımdan yollandı. Fener maçının mağlubiyetinin sorumlusu olarak ilk önce takımı, sonra da Franco’yu suçlamak gerekirken ceza Franco’ya da, Jo’ya da kesildi çünkü “maçtan sonra yüksek sesle evinde müzik dinlemiş”. Yukarıda başkanımız demedi mi “adamların gelme amacı ‘daha çok para kazanmak’” diye? Adam para icin gelmiş, profesyonel futbolcu. Maç bitmiş, taraftar için Fener maçının özel bir anlamı olsa bile profesyonel bir yabancı futbolcu için yok. Olsa bile maç maçtır, sen profesyonelsin ve maç bitmiş, önündeki maça bakacaksın. Yenildik diye adamın yas tutmasını mi bekliyoruz? Yerli oyuncularda yenilgiden sonra moral kalmadı zaten, son 11 haftada alabileceğimiz 33 puandan sadece 14 puan toplayabildik. Bari yabancılar da yas tutsalarmış, 14 yerine 3 puan filan alırdık, belki de Neill’i de yollar, verdiğimiz paradan kurtarırdık. Jo mu kaybettirdi Fener maçını ya da diger kaybettiğimiz puanları? Ettirdiyse de farketmez nasılsa çünkü Türkiye’de futbolda başarı yönetime gider ama yenilgi için ise hemen bir suçlu yaratılır. O suçlu oyuncu olmazsa teknik direktör olur ama asla yönetim olamaz. Jo suçlu ilan edildi ve onu da diğer bir sürü yabancıyı yediğimiz gibi yedik. Adamı daha 4 ay idare edemiyoruz, sonra da bizde yıllarca oynayacak adam aramaya devam ediyoruz.

Alınacak ders: ”Aman müziğimizi dinlerken her ihtimale karşı dikkatli olalım ki ses yüksek olursa belki ekonomimiz filan batar, sonra da biz suçlu ilan ediliriz”.

Dos Santos Meksika milli takımının en iyi oyuncularından birisi seçildi dünya kupasında. Dos Santos yırtındı Galatasaray’da kalmak istiyorum diye. Rijkaard yırtındı kalmasını istiyorum diye, ve sonra da konuşulmadan, pazarlık bile edilmeden yollandı. Gelmek istemeyeni zorlaya zorlaya getirmeye çalışırız ama kalmak için can atanı ise (hem de yıllık olarak cüzi bir miktar alan oyuncuyu) anında yollarız.

Sonra da taraftara “biz teknik heyetimizin istekleri doğrultusunda transfer yapıyoruz” diye gerçekle ilgisi olmayan beyanatlarda bulunuluyor ve de ne yazık ki çoğu taraftar ise her duyduklarına inanıveriyor.

Jo’yu kovarlar, yerine Jack’i getirirler eski takımında 51 gol atmış, asist yapmış, bizde de çok başarılı olacak diye. Ertesi sene onun yerine de Carlos Albertos Humpos Mumpos diye aynı vaatlerle bir başkasını getirirler ki bu oyuncuların hiç birisini teknik heyet değil istemek ya da onay vermek, oyuncuların isimlerini bile duymamıştır. Malesef Türkiye’de 3 büyüklere gelen yabancıların çoğu yönetim tarafından alınan, teknik heyete danışılmadan getirilen oyuncular. Yönetici televizyonda görmüştür, birisi bir diğerine söylemiştir, scoutdan duymuştur, menajer tavsiye etmiştir, ya da bir şekilde birileri gelmesini istemiştir bu oyuncuların. Maradona “benim veliahtım” dedi diye Carrusca alındı, 5 senelik kontrat yapıldı ve şu anda hala bizim oyuncumuz olarak Arjantin’de kiralık olarak oynuyor. İnternet erişimi olan bir kişi araştırırsa Maradona’nın en az 10-15 diğer genç oyuncuya da “benim veliahtım” dediğini öğrenebilir ama Carrusca ona rağmen yine de getirilmiş ve de 5 yıllık anlaşma imzalanmıştır. Gerets’e danışılmamıştır, Gerets istememiştir ama ona rağmen alınmıştır ve de zorla kadroya bile sokulmuştur. Sonunda Kalli ben bu adamı istemem dedikten sonra elden çıkarılmaya çalışılmıştır ama para vermek isteyen tek bir takım bile çıkmadığı için de elimizde patlamıştır. Adı sanı duyulmamış, teknik heyetin onayı alınmadan 5 yıllık anlaşma imzalanan oyuncuya verdiğimiz paralar ise hiç bir şekilde taraftara aktarılmamıştır, hiç bir hesap verilmemiştir.

Ne  oyuncular geldi, ne oyuncular gitti. Para vermek istemediklerimiz oldu, işimize yaramayanlar oldu, disiplin problemleri olanlar oldu, Canerler, Lincolnlar, İnamotolar, Nondalar, Tomaslar, Orhanlar, Necatiler, Cihanlar, Songlar, Jolar, Dos Santoslar, Linderothlar, Karanlar… Ve de uzun vadede planlama yapılıp teknik heyetin istedigi doğrultuda oyuncular alınmadığı sürece de daha niceleri olacak.

Transfer yapılacaksa sezon bitmeden teknik heyetin doğrultusunda bir liste belirlenir, araştırmalar başlatılır, menajerler tarafından oyuncuya haber verdirtilir. Kulüp tarafından bütçe belirlenir ve de futbol şubesine ve de teknik heyete iletilir. Gidecek oyuncular belirlenir ve de sezon bitip bütçe kesinleştiğinde ise elde uzunca bir liste olması gerekir ve de alınacak oyuncularla tercih sırasına göre görüşmeler başlar. 3 oyuncu alacaksan 3 oyuncuyla görüşüp son ana kadar beklenmez. Listedeki herkesle temasa geçip önce gelip gelmek istemediklerini öğreneceksin ve de 3 isim alacaksan bile 20 kişilik listen varsa, hepsiyle görüşmelere başlayacaksın. Biri olmadı mı zaman kaybetmeden diğerine geçeceksin. Paran hazır olacak ki ön anlaşma yapıldığında resmi anlaşmayı zaman kaybetmeden, bekletmeden yapabileceksin. Transfere onayı teknik heyet, transfer işlemlerini ise futbol şubesi yapar, yönetim ya da başkan karışmaz ve karışamaz.

Bizde ise bütçe yok. Liste yok. Daha doğrusu liste var ama o oyuncuları futbol şubesi de, başkan da beğenmez. Beğendiklerine ise paramız yetmez. Tüm Türk takımlarında yönetim ve başkan oyuncu tavsiye eder, son onayı başkan verir. Başkan olmaz derse başka hiç bir nedene bakılmaksızın transfer yatar ki ne teknik heyet bir şey diyebilir, ne de futbol şubesi.

Para yok. Takstile anlaşma yapılmaya çalışılır, en sonunda bir ön anlaşmaya varılır ama bu sefer de anlaşma sağlanılan taksitler, son anda değiştirilmeye ya da miktarları düşürülmeye çalışılır. Yöneticiler ya da başkan bizzat gidip imza atmak isterler ki transferi kulüp değil, biz yaptık diyebilsinler.  Karşısında koskoca başkanı gören karşı kulüp ise “başkan bile ayağımıza geliyor, demek ki gerçekten çok istiyorlar bu oyuncuyu” der ve fiyat artırır, sonuç olarak da bitmiş transfer iptal olur. Başka transfer bitmek üzereyken şu menajer şu oyuncuyu tavsiye eder, bu sefer yönetim “haa, o oyuncu daha iyi, onu alalım” der, bu arada ilk oyuncu başka kulübe transfer olur, “iyi oyuncu” ise ya para yetmediğinden, ya başka bir kulübe gitmek istediğinden, ya Türkiye’ye gelmek istemediğinden, ya da son anda beklenmeyen pürüzler çıkmasından dolayı bu transfer de gerçekleşmez. Eldeki garanti transfer de gitmiş olduğundan bu sefer yeni isimlere yönelinir.  Anlaşmalar yapılır ama teknik heyete son ana kadar haber verilmez. Teknik heyet biz o adamı ne yapacağız diye sorarsa da, bu sefer misilleme olarak ya o transfer yapılır, ya da başka bir oyuncuya yönelinir. Hatta “sen oynatmayacaksan oynatacak başka teknik heyet getiririz” bile denir.

Menajerlere güvenilir. Menajerin işi para kazanmaktır, önce kendi menfaatleri gelir, sonra futbolcusunun menfaatleri. Kırık malı, bozuk malı pahalı bir pakete sarıp, kapı kapı takım dolaşır ki para verecek bir takım bulabilsin. Oyuncu nasıl oynayacak, takıma uyacakmı, uymayacakmı, hiç farketmez, satılan oyuncu menajer için para demektir.

Tabi bu arada transfer planı olan takımlar tüm Avrupa’da ve dünyada takır takır transfer yapmaya devam ederlerken, bize gelmek isteyen adamların bir çoğu da biz sorunlarımızı halletmeye çalışırken başka bir takıma transfer olurlar. Transfer sezonunun sonu yaklaştıkça da hem seçenekler azalır, hem de fiyatlar artmaya baslar. Menajerler tavsiye üstüne tavsiyede bulunmaya devam ederler, anlaşılan oyuncuya teknik heyet ve futbol şubesi olur der ama bu sefer başkan istemez. Sil baştan, aynı şey baştan sona tekrarlanıp durur, transferin son gününde de kimi kapabilirsek getiririz. Bir Linderoth isteyen Gerets’in eline “al sana İnamoto, güle güle kullan” örneği gibi, Linderoth’u isteyen teknik adam kovulduktan sonra yerine gelen teknik adamın sistemine uymasa da bu sefer Linderothlar alınır, Barusso’lar alınır ve her sezon aynı filmi başka aktörlerle izlemeye devam ederiz. Takım başarılı olmayınca, olamayınca da teknik heyet yollanır, yenisi getirilir ve de aynı şeyler tekrarlanır.

İnsan kendi kendine sormadan edemiyor “koskoca Arsenal, oyuncu ve menajeriyle bütün anlaşmalar yapıldıktan sonra Wenger oyuncumu satamazsınız deyince gıkını bile çıkarmadan teknik adamın isteğini kabul ederken, acaba Rijkaard’a Topal ve Keita’nin satılıp satılmamaları sorusunu sormak bir yana, bu oyuncular satıldıktan sonraya kadar haber vermeye tenezzül eden birisi bile varmıydı yönetimde” diye.

Herkesin takıntıları var, normaldir. Bir yönetici vardır, çift rakamdan başka rakam teklif etmez, başka yönetici ise içinde asal sayı olmayan teklif kabul etmez. Bunlar olası şeylerdir ama asıl önemli olan bir transfer politikasının olması ve de bu politikanın harfiyen izlenmesidir.

Taraftar ne olduğunu anlayamayınca da kişilere yönelir, yöneticiler ise kendilerini kurtarmak için hedef alınan kişileri korumazlar, aynen Adnan Sezgin’de olduğu gibi. Hatta üstüne bir de kurtlara yem atarlar ki taraftar kendilerine odaklanmasın diye. Sezgin mi istiyor transferlerin olmamasını? Sezgin kendi cebinden para mı verip alıyor bu adamları? Sezgin onay almadan adım atamıyor, nasıl gidip transfer bitirecek?  Sezgin isimleri buluyor, istenen isimlerle görüşüyor ve de ondan sonra kendisi almak istese de istemese de yapabileceği bir şey yok çünkü eli kolu bağlı; yukarıdan onay gelmediği sürece hiç bir şey yapma gücü yok.  Adnan Sezgin olmasa yine aynı durumda olurduk, Cana ve Pino’ya verdiğimiz paraların 2 mislini ödemiş olurduk, durumumuzun da şimdikinden hiç bir farkı olmazdı. Hatta Cana ve Pino’yu bile alamazdık çünkü başka bir kişi fiyatları Sezgin’in çektiği kadar aşağı bile çekemezdi.

Başkanımız ise “Önemli olan bu transfer sezonu bitmeden önceki dönemde oynanan müsabakalardan herhangi bir şekilde kötü netice almadan yola devam edebilmek. Çünkü biz eylül ayında tam takım haline gelmiş oluruz. Ondan sonra da bu takım bence iyi yol alır” diyor. 2 maç kaybettik, Avrupa’da tur tehlikede ve atı alan dereyi geçmeye basladı, biz daha at arıyoruz. Atı bulup da takıma alıştırana kadar da 10-15 puan geride kalırsak, bu sezondan hiç bir şey beklenmez. 50 bin kişilik stadı değil, 10 bin kişilik stadı doldurmaz bu taraftar. Kaz gelecek yerden değil ördeği esirgemek, eldeki ördeği bile kaybedersek, ne takımdan, ne de taraftardan hiç bir şey beklememek gerekir.

Şu takım oturana ve de transferler bitene kadar da bu köşe kontra köşesinden çok korku filmi köşesi olarak kalacak herhalde. Gerçi transfer sezonu sürecinde seyrettiğimiz filmler daha çok gerilim filmi türünde geçiyor ve de asıl korku filmi yanlış transferler yapılırsa (ya da transfer yapılmazsa), lig başladıktan sonra gösterime girecek.

Bu sitenin bütün hakları saklıdır. Yayınlanan haber ve makaleler izinsiz kullanılamaz. Scoutgs.com sitesinde yayınlanan yazılar yazarların kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazıyı yazan yazarına aittir.

“Bekler Dururuz…” için 12 Yorum

  1. ercan diyor ki:

    Yazınız çok güze noktalara parmak basıyor fakat anlamadığım bir şey var Adana Sezgin partizanlığının sebebi nedir? Sonuçta başarısız bir yönetici olduğunu cümle alem biliyorken ilginç bir şekilde eli kolu bağlı onun gibi şeyler söylemek ne kadar mantığa uygun anlayamadım. Aydınlatırsanız sevinirim.

  2. Dim Herkmen diyor ki:

    Ercan Bey gayet basit.Adama (Adnan Sezgin) 12 milyon euro piyasası olan adamı 4 milyon euroya getir üstüne çıkma dersen, karşı taraf 6 milyon euro derse, adam tekrar başkana dönüp 6 milyon istiyorlar derse, Adnan Polat 5,5 verebiliriz derse, arkasından hasbel kader adamlar teklifi kabul ederse, bu sefer ödeme planı için tekrar başkandan icazet almak zorunda kalırsa….sa…sa….se…..se… o transfer pazarlığı yapılan futbolcu piyasası olan bir futbolcuysa başka takıma transfer olur. Adnan Sezgin maaşlı bir yöneticidir ve at sahibine göre kişner.

  3. agulen diyor ki:

    Adnan Sezgin medyaya yansıdığı gibi ve de çoğu kişinin sandığı gibi bir yönetici değil, Adnan Sezgin maaşlı bir elemanı Galatasaray kulübünün. Önemli kararları genelde yöneticiler alırlar, çalışanlar ise o kararların doğrultusunda hareket ederler. Patronlar (yöneticiler) şu yapılsın, bu yapılsın diyor, Sezgin’de kendi çabalarıyla o kararları uygulamaya çalışıyor. Başarısızlığını transfer yapamıyor olarak nitelememek gerekir, çünkü Sezgin gidip işini yapmaya çalışıyor; adamın 10-15 günde görüştüğü oyuncu sayısı büyük kulüplerin coğunun tüm sezon boyunca görüştükleri oyuncuların sayısından fazla . Hocanın istediği oyuncu için Sezgin’in “ben hemen halledeyim” deme lüksü yok maalesef. Türkiye’de neredeyse tüm diğer kulüplerde olduğu gibi hocanın istediği oyuncular yönetim tarafından onaylanmadığı sürece o oyuncularla görüşülemez bile. Hocanın istediği oyuncular çeşitli nedenlerden dolayı (fiyatların yüksek olması, oyuncuların gelmek istememesi, yöneticilerin beğenmemesi) yönetim tarafından kabul edilmiyor. Fiyatı makul olan çoğu oyuncuya “bu adam Galatasaray’a yakışmaz” deniyor, çünkü ne de olsa Türk yöneticilerinin futbol konusunda maşallahları olduğundan, hepsi birer futbol uzmanı. Sezgin resmen yönetim ve hoca arasında bir aracı olarak görev yapıyor, birinin dediğini ötekine bir ileri, bir geri götürüp getiriyor. Bu arada kendisi de oyuncular buluyor ki gayet makul oyuncular, hatta gelmeleri şok bile yaratacak oyuncular. Ama yönetim ya da hocadan vetoyu yiyince ise “eli kolu bağlı” olarak başka oyunculara yöneliyor.

    Haldun Üstünel’e tam yetki verilmişti transfer konusunda. Getirdiği ilk transferler tutunca ve takıma faydası olunca, devamı da geldi. Ne yazık ki Türkiye’de bir hata yapılırsa, geçmişte yaptığınız tüm iyilikleri de siler götürür. Jo ve Dos Santos için gereksiz para harcandı dendi, Üstünel’in istediği oyuncular beğenilmedi, transfer anlayışı benimsenmedi, belirli bir bütçe içinde oyuncu bulamayınca da hedef tahtası olup gidiverdi.

    Dediğim gibi sonuçta Sezgin transfer sezonunda oyuncu bulmakla görevli. Ama o oyuncuları seçip seçmeme, imza atma yetkisi ise yönetimden onay olmadığı sürece Sezgin’in elinde olan bir şey değil. Ne isimlerle ne fiyatlara ön anlaşmalar yapıldı, o transferlerden bir tanesi bile onaylanıp bitirilseydi şu anda Sezgin kahraman ilan edilmişti ama işler öyle yürümedi maalesef. Sonuçta kendisine ne denirse yapmak zorunda. Tabi ki etkisi oluyor hangi oyuncunun seçilip hangi oyuncunun seçilmeyeceği konusunda ama onay almadan transfer bitirme yetkisi yok; hoca ve yönetimin istedikleri bir oyuncuyu beğenmeyebilir, ve endişeleri de olabilir, fakat bu fikirlerini her ne kadar hocaya ve yönetime aktarma özgürlüğüne sahip olsa bile, onlara karşı çıkıp da “hayir” deme yetkisi yok çünkü son karar verme hakkı sadece ve sadece yönetime ait. Malesef her ne kadar hoca da Sezgin de fikirlerini belirtebilirlerse de, son karar sadece yönetime ait.

  4. O'Sullivan diyor ki:

    başta şunu söylemeliyim ki uzun süredir bu sitenin gerçekten kaliteli tarafsız yayın yaptığını düşünürken bir anda 90 derece dönüş yapıp adnan sezgin in avukatlığına soyunup yönetime sallar bir tavır içerisine girmesi gerçekten beni hayal kırıklığına uğrattı.
    tüm yaşananlar, basarısızlıklar, yanlışlarda mutlaka yönetimin payı da vardır ama kalkıp da hepsini yönetime yüklemenin gerçekten anlamsız bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

    yönetimin en büyük yanlışları adnan sezgin ve frank rijkaard ı hala görevde tutmalarıdır. sizin de dediğiniz gibi adnan sezgin bir yönetici değil profesyoneldir. hem de zamanında başkanlık yaptığı klüpte fenerbahçe den gelen teşvik primini takımının futbolcularına kendi eliyle dağıtacak ve bunu kendi ağzıyla itiraf edecek kadar profesyoneldir! galatasaray taraftarı yaşananları unutmamıştır. adnan sezgin e güvenmemektedir ve sonuna kadar da haklıdır. beşiktaş taraftarı nasıl ki sinan engin i istemeyip gönderdiyse galatasaray taraftarının da adnan sezgin i istememe ve gidene kadar tepki koyma hakkı vardır. cana ve müzmin sakat pino nun adnan sezgin olmasa çok daha fazla transfer ücreti ile geleceğini iddia etmek ise komiktir, zira cana ya verilen para bellidir, yeteneği bellidir ve bizim verdiğimiz bonservis ücretini katar dan bile vermezler.
    frank rijkaard ın muhteşem gibi gösterilen kariyeri hiç de öyle mükemmel değildir, barcelona da cruyff ekolünü devam ettirmiştir ki bu ekolü oluşturmak öyle 2 3 seneye dayanan bir şey değil en alttaki altyapı takımlarına kadar organize edilmesi gereken bişeydir ve minimum 10 yıl gerekir. gerçekten iyi bir teknik direkörün başka bir takımda bunu 1 2 yılda gerçekleştiremeyeceğini bilmesi gerekir. bahsedilen muhteşem kariyer! barcelona da miras yemek dışında hollanda da rotterdam takımını küme düşürmekten ibarettir ki şu an 17. sırada olduğumuzu düşünürsek, herhangi bir müdahale olmaz ise bu sezon bunu da gerçekleştirmesi çok olasıdır. ben 4-3-3 ten başka bir sistem oynatmam diyen, her başarısızlıkta futbolcularını aslanların önüne atan, kaptanından kalecisine devamlı futbolcusunu suçlayan bir adamın teknik direktörlüğünden şüphe etmek çok doğaldır.
    evet belki yönetim gereken transferleri yapmamıştır-yapamamıştır ama bir teknik direktör elindeki mevcut kadroya göre sistem-taktik oluşturmasını bilmelidir. en az 10 senelik bir yapılanma sonucu altyapıdan xavi, iniesta gibi futbolcular çıkartabiliyorsan yada adam başı 50 milyon euro verip onları almaya gücün varsa 4-3-3 oynatırsın, eğer yoksa ve bu sistemde ısrarcı isen ya aptalsındır ya da başka sistem oynatmayı bilmiyorsundur ki bu da demek olur ki sen bir teknik direktör değilsin. elindeki omlet malzemesiyle hünkar beğendi yapamazsın, ama omleti hakkıyla yaparsan o da gayet lezzetli olur, karın doyurur.
    son olarak unutulmamalıdır ki şu an takımın en zayıf halkalarından biri olarak gözüken ayhan akman, teknik ve fizik olarak herhangi bi değişim olmamasına rağmen lucescu zamanında orta sahanın yıldızıydı.

  5. ahmet_kilic diyor ki:

    @O’Sullivan

    Bu köşe yazıları bizim toplu görüşümüz değildir. Nihayetinde köşe yazarının kendi görüşlerini belirtir.

    Bir yazarımız köşesinde “Rijkaard suçlu, yönetim değil.” diyebilir, diğer bir yazarımız da “Yönetim aldı da Rijkaard mı oynatmadı?” diyebilir.

  6. O'Sullivan diyor ki:

    @YE

    tamam tüm bu söylediklerinde sonuna kadar haklısın ama bu olayların bu şekilde geliştiğini nereden biliyorsun? eğer biliyorsan bunun ispatı gerekir. yok hayır bilmiyorsan bunlar çok afaki konuşmalar, boşa sallanmış iddialar olarak kalır.

    yönetim yanlısı ya da yönetimin suçlanmaması gerektiğini düşünen biri değilim ama elde somut bir gerçek olmadan, tahmine göre eleştirmenin de çok bir şey katacağını düşünmüyorum.
    rijkaard ı yada futbolcuları eleştirirken nesnel şeyler üzerinden gidiyorum. bu takımın kondisyonunun eksik olduğu 60. dakikadan sonra futbolcuların takatinin kalmasıyla kanıtlanmış bir gerçektir. bu takımın duran top dahi çalıştırılmadığı 20 kornerden 1 gol pozisyonu bile çıkaramazken verdiği her duran toptan gol yemesiyle ispatlanmış bir gerçektir. bu takımın teknik direktörünün olmadığını ve olmayacağını bile bile aynı sistemde ısrar etmesi taktik açıdan ne kadar zayıf olduğunu ispatlayan bir gerçektir.
    maç biteli 2 saat oldu ve rijkaard çıkıp her zamanki gibi birilerini suçladı. defans istedim alınmadı dedi. futbolcular kalitesiz dedi. beğenmediği defans hattı türk milli takımının geri 4 lüsüne ilaveten hepimizin gayet beğendiği lucas neill.
    59 milyon euroluk ilk 11 inle 7 milyon euroluk ilk 11 e sahip takıma elenip bunu kadronun kalitesiz olmasına bağlıyorsan, kusura bakma ama rijkaard sen bu işi hiç beceremiyorsun.
    tüm bunları görmezden gelip bütün suçu yönetime atmak da herkesin kendi vicdanında yapması gereken bir muhasebe.

  7. Yunus Emre Macit diyor ki:

    sen yönetim koruması falan diyorsunda.
    habire rijkaarda sallıyorsun.
    ezberden konuşuyorsun.
    rijkaard sezon bittiğinde ilk transfer olarak stoch istedi ve söyledi bunu haldun üstünel rijkaard yönetim görüştü.
    rijkaard stoch kesin alınmalı.ben olmasam bile aldığınızın kat be kat fazlasına satarsınız dediği bir futbolcuyu anlaşılmasına rağmen yönetimin onay vermemesi ve haldun üstünelin yetkileri kesilmesiyle kaosa getirildi.sorna haldun üstünel istifa etmek zorunda kaldı.
    Sen teknik direktör olsan 2.sene transferle başlayan planlarını bu kadar acımasızca baltalayan bir yönetime karşı ne yaparsın.?
    Ne diyebilirsin ki.Kadrom muhteşem mükemmel galatasarayın adı bile yeter rakibi yenmeye dağıtırız falanmı diceksin.Kadro belli işte çıkar neill kewell baros ardayı ilk 5ten yukarı çıkamazsın.
    Gayet sakinde konuşuyor tazminata bakıyordur şu sıralar bunlardan iş olmaz kovsalarda tazminatı yesek diye.

  8. Necip diyor ki:

    Transfer istedim alinmadi, alinanlar sakat cikti dedi. Takim kotu oynadi dedi. Vay adi adam, ne adiymis ki oyunculari sucluyor oysa oyuncular varlarini yoklarini koydular, muhtesem oynadilar, sadece sanssizliktan kaybettik maci.

    Cana hala sakatliktan cikmaya calisiyorken mecburiyetten oynatildi. Caglar’a 1.3 milyon arti bir avuc genc oyuncu verildi, 3 ay yok. Batdal 8 hafta yok. Pino yok. Polat’a gore “yeni transfer Kewell” sakat. Ali Turan 8 ay oynamamis. Yalan soyluyor Rijkaard malesef, bu muhtesem takim kaybedemezdi o maci. Eldeki kadro 59 milyon diye cikmis bir yerde, diger yerde 120 milyon diye, masallah aslanlar gibi kadro.

    Arda mac icinde suraya pas at diyor, pasi atan “oraya” tac cizgisine atiyor, Arda adim bile atmiyor. Rijkaard’in elektrikli sok verecek tasma takmasi lazim takimin yarisina ki hareket etsinler, etmediklerinde de versin soku ta kemiklerine kadar. Onu da yapmiyorsa kesin sucludur cunku boylesine iyi bir takim, milyonluk kadroyla, milyonluk transferlerle boyle oynamamali. Hatta Balta’ya “bak ne guzel 2 macta 2 kere frikikte sirtini donup gol attirdin rakibe, diger macta yerine gitmedin, gidince de gec gidip seyrettin, Lviv’e karsi da ayni sekilde omzunla pas verdin, sonra da rakibi kovalayacagina ya da penalti yaptirtacagina golu atmasini seyrettin, ben kovulup tazminat alinca yarisini sana verecegim” dedigine dair soylentiler de cikar yakinda, nasilsa baskalarini hic gerek yokken suclamayi seven bir adam Rijkaard.

    Tabi taraftar alisik degil gercekleri konusan hocaya, yollayin gitsin. Yenilirken “sanssizdik, hakem kotuydu” ya da baskan gibi “antifutbol ve hakemlere” suc atacak hoca degil malesef Rijkaard. Skibbe gibi olsaydi keske de kolayca kovardik. Hoca kalkip profesyonel futbolcuya kotu oynadin deyince suclu oluyor Turkiye’de cunku pohpohlamak lazim bunlari. Arda’cigim ne guzel hic bir sey yapmiyor ama kaptan ya, istedigini yapar o canim benim. Hoca’nin da sucu ustlenmesi lazim cunku hic kimse Arda’dan ve Polat’dan buyuk degildir.

  9. O'SallaPolat diyor ki:

    Teknik direktöre sallayalım, taş gibi futbol dehası Polat varken Rijkaard mı futboldan anlayacak? Rijkaard istifa etsin, milyarlık kadromuz nasıl maç kaybedebilirki. Ayhan var, Barış var, daha ne isteyebilir bir teknik adam? Biliyordu eldeki kadronun altından yapıldığını, ona rağmen maç kaybediyor. Hiç olur mu bu şimdi? Polat’ın futbol dehası olduğu kolundaki saatin bize şampiyonluğu getirdiği kadar kanıtlanmış bir gerçektir.

  10. AvrupalıAslanMi diyor ki:

    Keita ve Haldun Üstünel’in gitmesi ile birlikte, yine Kewell ın kalmasına geç karar verilmesi ile takımdaki hava değişti. Yönetim futbolcu satma, birleşme, stat ve Haldun Üstünel’i gönderme sevdasına tutuşunca ve üstüne Rijkard ta balayında olunca, önce satışa geçtiler. Elano’yu satamadılar, bütün basın Arda’nın üzerine geldi, koruyamadılar.

  11. O'Sullivan diyor ki:

    http://scoutgs.com/mac-analizleri/galatasaray-ankaragucu-2-4.html

    zaman herşeyi gösterir demişler.

  12. ibrahim diyor ki:

    Ya arkadaşlar bizim istediğimiz zaten yıldız olsun şu olsun bu olsun değil ki alamıyorsan kandırma insanları.Ayrıca fizik gücü yerinde koşan çokda parlamış olmayan dinamik oyuncularda bizim işimizi görür.Bu sezon zaten bitmiş Türkiye kupasına konsantre olsunlar alsınlar Avrupa ligine katılabilsinler başarıdır.Ayrıca Kazım şu şartlarda kadroya katılabilecek en iyi adamdır.Öyle milletin sıktığı gibi de partiler yok disiplinsizlikler falan da yok.Adam youngboys maçında biraz abartıp kırmızı gördü diye Tüm ülke düşman oldu adama.Medyanın uyduruk haberleriyle adamı darağacına çıkarıyoruz.Bugün Hannover maçında da gördük ki Culio derinlemesine çok güzel ve ayarında paslar atıyor.Adam ayağına hakim.Faydalı olur.

Yorum yapın